28 Mayıs 2012 Pazartesi

AB Ekonomisindeki son gelişmeler 2012



AB EKONOMİSİ
Konjonktürel Gelişmeler
Nisan ayında yayınlanan IMF Dünya Ekonomisindeki Gelişmeler Raporunda 2011 yılında
yüzde 1,4 oranında büyüyen Avro Bölgesinin 2012 yılında yüzde 0,3 oranında daralacağı, 2013
yılında ise yüzde 0,9 oranında büyüyeceği öngörülmüştür. Raporda ayrıca yüksek kamu borcu ve
açıkların, düşük potansiyel hasılanın ve piyasaların artan tansiyonun birçok gelişmiş Avrupa
ekonomisinin büyümesi üzerinde baskı oluşturduğu belirtilmektedir.

Avro Bölgesinde Nisan  ayının en önemli gündemi Fransa ve Yunanistan genel seçimleri
olmuştur. Yunanistan’da hiçbir parti tek başına hükümeti kuracak çoğunluğa ulaşamamıştır.
Yunanistan seçimlerinden kemer sıkma politikaları karşıtı partiler güçlenerek çıkarken, daha önceki
seçimlerde toplam oyların yüzde 80’ini alan PASOK ve  ND ise ciddi oy kaybına uğramışlardır.
Fransa seçimlerinin galibi Sosyalist Parti adayı Hollande olmuştur. Hollande seçim kampanyasında
daha önce imzalanmış olan Mali Sözleşme (Fiscal Compact) gibi anlaşmaların tekrar gözden
geçirilmesi gerektiğini ve kemer sıkma politikaları yerine büyüme odaklı politikalar izleyeceği gibi
vaatlerde bulunmuştur.
İngiltere ekonomisi 2012 yılının ilk çeyreğinde yüzde 0,2 oranında daralmıştır.  2011 yılının
dördüncü çeyreğinde de yüzde 0,3 oranında daralmış olan İngiltere ekonomisi için savaş yılları
haricinde yaşanan son yılları son yüzyılın en kötü dört yılı olarak değerlendirilmektedir. İki çeyrek
üst üste küçülen İngiltere ekonomisinin son küresel mali krizin patlak vermesinden bu yana ikinci
kez resesyona girmiş olabileceği düşünülmektedir.
22 Nisan 2012 tarihinde Arjantin Hükümeti dev petrol şirketi İspanyol Repsol'un bağlı
kuruluşu YPF'yi millileştirmiştir. Hükümet Repsol’ü Arjantin’e yeterli yatırım ve üretim yapmadığı
için millileştirdiğini duyurmuştur. Öte yandan Avrupa Parlamentosu da aldığı ve bağlayıcı özelliği
bulunmayan bir kararda, YPF'yi kamulaştırmak isteyen Arjantin Hükümeti’ni kınamış, ayrıca
biyodizel, soya yağı, bazı meyve ve balık gibi Arjantin ürünlerinin AB pazarına girmesinde
uygulanan kolaylıkların kaldırılması tavsiyesinde bulunmuştur.
Avrupa’nın uzun süredir içinde olduğu kriz süresince görece istikrarlı bir görünüme sahip
olan Hollanda’da koalisyon hükümetine dışardan destek veren Geert Wilders liderliğindeki aşırı
sağcı Özgürlük Partisinin, kamu harcamalarında 16 milyarlık kesinti öngören bütçe tasarısına karşı
çıkması ve bütçe görüşmelerinden çekilmesi hükümetin düşmesine neden olmuştur. Hollanda’da
durgunluğun etkileri görünür olmaya başlamıştır. Kredi notu AAA olan ülkenin, 'mali sözleşme'
kurallarına uymasıyla ilgili tartışmalarla birlikte ülkenin piyasaların hedefine yerleştiği, bunun  ise
krize karşı yanlış çözümlerin ortaya konmasından kaynaklandığı yorumları yapılmaktadır.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P’s 26 Nisan 2012 tarihinde İspanya’nın uzun
dönem kredi notunu A seviyesinden BBB+ seviyesine indirmiştir. Not indirimi, daralan İspanya
ekonomisinde artan net kamu borcunun mali görünümü bozması ve önümüzdeki dönemde
bankacılık sektörünün mali yardımlara ihtiyaç duyabileceği gibi nedenlerle açıklanmıştır. Bu
çerçevede S&P İspanya’nın 2012 ve 2013 yıllarında sırası ile yüzde 1,3 ve yüzde 0,5 oranlarında
daralacağını öngörmektedir.16
1. BÜYÜME
2011 yılı dördüncü çeyrek verilerinin açıklanması ile birlikte Avro Bölgesi 2011 yılında
uluslararası kuruluşların tahminlerinin 0,2 puan altında yüzde 1,4 oranında büyüme
gerçekleştirmiştir. 2011 yılı üçüncü çeyrekte yüzde 0,1 oranında büyüyen Avro Bölgesi, dördüncü
çeyrekte  bir önceki çeyreğe göre,  OECD bileşik öncü göstergelerinin ve Avrupa Duyarlılık
Endeksinin (ESI) işaret ettiği düşüşe paralel olarak yüzde 0,3 oranında daralmıştır.

Öte yandan dördüncü çeyrekte İsveç, Estonya ve İtalya sırası ile yüzde 1,1, 0,8 ve 0,7
oranlarında küçülerek Avro Bölgesinin en fazla daralan ekonomileri olmuşlardır.  Aynı dönemde
Polonya, Slovakya, Letonya ve Norveç sırasıyla yüzde 1,1, 0,9, 0,8 ve 0,5 oranlarında büyüme
kaydederek Avro Bölgesinin en fazla büyüyen ekonomileri olmuşlardır.
Avro Bölgesi geneli üçüncü çeyrek büyümesine ilişkin gelişmeler ve harcama bileşenlerinin
çeyreklik değişimi ile GSYH artışına yaptıkları katkılar Mart Ayı DEG raporunda ayrıntılı olarak
değerlendirilmiştir.
Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 0,2 oranında azalan Avro Bölgesi perakende ticaret
endeksi Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 0,3 oranında artmıştır. Perakende satış endeksi 2011
yılı Mart ayı ile karşılaştırıldığında yüzde 0,2 oranında düşmüştür. Gıda, içecek ve tütün ürünlerinin
satışı sabit kalırken, gıda dışı ürünlerin satışı ise yüzde 0,1 oranında artmıştır. Açıklanan ülke satış
verilerine göre perakende satışlar on ülkede artmış,  dokuz ülkede azalmış ve iki  ülkede  ise sabit
kalmıştır. Şubat ayında Bulgaristan’da yüzde 5, Polonya’da yüzde 2,6 oranında  artan perakende
ticaret, Portekiz’de yüzde 2,2 ve Estonya’da yüzde 2,0 oranında azalmıştır.
Mart ayında 49,1 seviyesine gerileyen Avro Bölgesi bileşik PMI göstergesi, Nisan ayında
gerilemesini sürdürmüş ve 46,7 seviyesinde gerçekleşmiştir. Açıklanan son bileşik PMI verileri
Avro Bölgesinde özel sektör ve imalat sanayindeki hızlanan daralmayı teyit etmiştir. İspanya ve
İtalya’da endeks daralan ekonomik aktivite 42  seviyesi ile  PMI endekslerine yansımıştır.
Almanya’da endeks teknik durgunluk seviyesinin 0,5 puan üzerinde 50,5 olarak açıklanmıştır.  
Mart ayında 47,7 seviyesine gerileyen imalat sanayi PMI endeksi, Nisan ayında son 34 ayın
en düşük seviyesi olan 45,9 seviyesine gerilemiştir. Üretim verileri bu yılın başından beri ilk defa
dört büyük ekonomide birden düşmüştür. Nisan ayında yurtiçi ve yurt dışı yeni siparişlerde yaşanan
Özel Tüketim Kamu Tüketimi Toplam Yatırım İthalat İhracat GSYH Artışı17
azalmalar  ve Avro Bölgesi  içi ticaret hacmindeki azalmalar  bu gerilemede etkili olmuştur. Bütçe
açığı olan ülkelerin uygulamaya koyduğu kemer sıkma politikalarının bölge içi toplam talebin
azalmasında etkili olduğu düşünülmektedir. Almanya, Fransa ve Hollanda’da 50 eşiğinin altına
düşen endeks, Nisan DEG Raporunda bahsettiğimiz, üretimdeki zayıflığın artık sadece çeperdeki
ülkelerin sorunu olmadığı aynı zamanda merkez ülkelerin de sorunu olduğuna yönelik endişeleri
haklı çıkarmıştır.
Avro Bölgesinde Ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 0,5 oranında azalan inşaat üretimi
endeksi, Şubat ayında gerilemeye devam ederek yüzde 7,1 oranında azalmıştır. İnşaat üretim
endeksi 2012 Ocak ayında bir önceki yılın aynı göre yüzde 12,9 oranında azalmıştır. Şubat ayında
inşaat üretimi Almanya’da yüzde 17,1, Slovenya’da yüzde 10,3, İtalya’da yüzde 9,9 ve
Macaristan’da yüzde 7,2 oranlarında azalmıştır.  İngiltere’de ise inşaat üretim endeksi  yüzde 5,7
oranında artmıştır.
Nisan ayında sanayi, hizmetler ve tüketici güven göstergeleri bozulmaya devam etmiştir.
Güncellenen OECD Bileşik Öncü Göstergesi (CLI) verilerine göre Avro Bölgesi öncü göstergeleri
son dört aydır yatay seyretmektedir. Şubat 2011’den yılsonuna kadar düşüşünü sürdüren Avrupa
Duyarlılık Endeksi (ESI) Mart ayında 94,5 seviyesine yükselmesinin ardından Nisan ayında 92,8
seviyesine gerilemiştir.
Bozulan güven göstergelerine ek olarak düşük seyreden dış talep, artan atıl kapasite ve
düşmeye devam eden PMI göstergeleri ve öncü göstergeler önümüzdeki dönemde tüketim ve
yatırım harcamalarının düşük seyredeceğine, istihdam kayıplarının yaşanacağına işaret etmektedir.


Avro Bölgesi için mevsimsel düzeltilmiş sanayi üretim endeksi verilerine göre Şubat ayında
endeks bir önceki aya göre yüzde 0,4 oranında artmıştır. 2010 yılı Şubat ayı ile karşılaştırıldığında
endeks yüzde 1,8 oranında azalmıştır. Enerji ve sermaye malı üretimi sırasıyla yüzde 7,7 ve yüzde
0,7 oranlarında artarken, aramalı, dayanıklı tüketim malları ve dayanıksız tüketim malları ise
sırasıyla yüzde 1,4, yüzde 1,6 ve yüzde 2 oranlarında  azalmıştır. Ekim ayında inşaat üretimi aylık
olarak yüzde 1,4 oranında, yıllık olarak ise 2,8 oranında azalmıştır. Sanayi üretimi Slovakya ve
Hollanda’da sırasıyla yüzde 8,4 ve yüzde 6,7 oranlarında artarken, Lüksemburg ve Yunanistan’da
sırasıyla yüzde 14,4 ve yüzde 8,5 oranlarında azalmıştır.
Ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 2,8 oranında azalan Avro Bölgesi sanayi siparişleri,
Şubat ayında 0,5 oranında azalmıştır. Sanayi siparişleri bir önceki yılın Şubat ayına göre ise yüzde
5,5 oranında azalmıştır.

2011 yılı ikinci çeyreğinden beri düşme eğiliminde olan ve son çeyrekte yüzde 79,8 olarak
açıklanan Avro Bölgesi kapasite kullanım oranının 2012 yılı ilk çeyreğinde yüzde 78,6 olarak
gerçekleşmesi beklenmektedir. Almanya, Avusturya ve Çek Cumhuriyeti’nde kapasite kullanım
oranları yüzde 83 seviyelerindeyken, Yunanistan’da yüzde 64,8, Slovakya ve İrlanda’da ise yüzde
68 seviyelerinde ve düşük düzeydedir. Kapasite kullanım oranlarının görece yüksek olduğu
Almanya, Avusturya, Çek Cumhuriyeti ve İsveç’te ise yılın ikinci çeyreğinden itibaren yaşanan
düşüş trendi göze çarpmaktadır.
2. İSTİHDAM
Avro Bölgesinde 2010 yılının ortasından beri  yüzde  10’lar seviyesinde seyreden işsizlik
oranı 2011 yılının ikinci yarısından itibaren yükselme eğilimine girmiştir. Şubat ayında yüzde 10,8
olarak gerçekleşen Avro Bölgesi işsizlik oranı Mart ayında yüzde 10,9 olmuştur. Avro Bölgesinde
işsiz sayısı Mart ayında bir önceki aya göre 193 bin kişi artarak 17,3 milyona ulaşmıştır. 2011 yılı
Mart ayı ile karşılaştırıldığında Avro Bölgesinde işsizlerin sayısı 1,7 milyon kişi artmıştır. İşsizlik
oranlarının en yüksek  gerçekleştiği ülkeler yüzde 24,1 ile İspanya ve yüzde 21,7 ile Yunanistan
olmuştur. Yunanistan’da 2011 yılı Mart ayında yüzde 15,7 olarak gerçekleşen işsizlik oranı bir yıl
içerisinde kaygı verici boyutlara ulaşmıştır. Avusturya ve Hollanda’da sırasıyla kaydedilen yüzde 4
ve 5’lik işsizlik oranları ise Avro Bölgesinin en düşük işsizlik oranıdır. Mart ayında Almanya’da
kaydedilen işsizlik oranı yüzde 5,6 olmuştur.
Bölge genelinde 25 yaş altı işsizlik önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. Şubat ayında
da yüzde 21,6 seviyesinde gerçekleşen 25 yaş altı işsizlik oranı, Mart ayında yüzde 22,1 olarak
kaydedilmiştir. İspanya’da yüzde 51,2’ye, Portekiz’de yüzde 36,1’e,  İtalya’da yüzde 35,9’a,
Slovakya’da yüzde 33,9’a ulaşan genç işsizlik oranları Avrupa için kaygı verici boyutlardadır. 2012
yılı Mart dönemi geçtiğimiz ayın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında 25 yaş altı genç işsizler AB’de
303 bin kişi, Avro Bölgesinde ise 163 bin kişi artmıştır.
Azalan sanayi siparişleri, inşaat üretimi ve perakende ticaret, hizmetler sektöründe yaşanan
gerilemeye ek olarak Avro Bölgesi genelinde bileşik PMI ve imalat sanayi PMI göstergelerinin 50
sınırının altında gerçekleşmesi önümüzdeki dönemde istihdamın bir süre daha düşük, işsizliğin bir
süre daha yüksek seyredeceği beklentisini artırmaktadır.


Avro Bölgesinde ülkeler arası birim emek maliyetleri  arasında önemli farklılıklar
bulunmaktadır. Avro Bölgesinde yaşanan borç sorunlarının altında yatan yapısal nedenlerden biri
ülkelerarası rekabet farklılıklarıdır. Yüksek borç sorunu yaşayan ülkelerde birim emek maliyetinin
yüksek olduğu ve Almanya’ya kıyasla 2000’li yılların başından itibaren rekabet kaybı yaşandığı

görülmektedir. Bu durum yüksek borç oranına sahip ülkelerde büyümenin düşük seyretmesine yol
açmakta ve cari açıkta dengesizliğe neden olmaktadır


3. DIŞ TİCARET
2011 yılının üçüncü çeyreğinde 1,2 milyar avro cari açık veren Avro  Bölgesi, dördüncü
çeyrekte 22,8 milyar avro cari fazla vermiştir. Bu gelişmede Aralık ayında artan cari fazla etkili
olmuştur.
2012 yılı Şubat ayında Avro Bölgesi ithalat ve ihracat rakamları sırasıyla 147,2 milyar avro
ve 150 milyar avro olarak gerçekleşirken, dış ticaret 2,8 milyar avro fazla vermiştir. Ocak ayında
10,1 milyar açık veren cari hesap,  Şubat ayında 5,9 milyar avro tutarında açık vermiştir. Öte yandan
mevsimsel düzeltilmiş dış ticaret verilerine göre ihracat Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2,4
oranında artarken,  ithalat yüzde 3,5 oranında artmıştır.

Cari Denge İthalat İhracat21
4. ENFLASYON ve FAİZ ORANLARI
Petrol ve enerji fiyatlarında yaşanan artışların gecikmeli etkileri devam etmektedir. Mart
ayında yıllık gösterge enflasyon, tahminlerin 0,1 puan üzerinde yüzde 2,7 seviyesinde
gerçekleşmiştir. Mart ayında enflasyon oranının en düşük kaydedildiği ülkeler sırası ile İsveç yüzde
1,1, Yunanistan 1,4, Bulgaristan yüzde 1,7 olurken, enflasyon oranının en yüksek kaydedildiği
ülkeler sırası ile Macaristan yüzde 5,5, Estonya yüzde 4,7 ve Çek Cumhuriyeti yüzde 4,2 olmuştur.
Yıllık çekirdek enflasyon oranı Mart ayında 0,1 puan artarak yüzde 1,6 seviyesinde gerçekleşmiştir.
Ulaşım, tütün ve alkol, kira, enerji fiyatlarındaki artış ve dolaylı vergiler enflasyon artışında etkili
olmuştur.
Mart ayında Avro Bölgesi üretici fiyatları endeksi yıllık bazda yüzde 3,3 oranında artmıştır.
Endeksin alt kalemlerindeki değişim yıllık olarak incelendiğinde enerji sektörü hariç fiyatların
yüzde 1,5, enerji sektörü fiyatlarının yüzde 8,5 oranında arttığı görülmektedir.
Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 0,6 oranında artan  üretici fiyatları endeksi, Mart
ayında yüzde 0,5 oranında artmıştır. Enerji dışı sektörlerde fiyatlar yüzde 0,2 oranında artarken,
enerji sektöründe fiyatlar yüzde 1,4 oranında artmıştır. Dayanıklı tüketim malları fiyatları  yüzde
sabit kalırken, ara malı fiyatları yüzde 0,3 oranında artmıştır. Üretici fiyatları endeksinde en yüksek
artışın kaydedildiği ülkeler yüzde 1,2 ile Yunanistan ve İngiltere olurken, İsveç ve Macaristan’da
endeks yüzde 0,5 ve yüzde 0,1 oranlarında düşmüştür.
ECB 2012 yılında Avro Bölgesi gösterge enflasyon oranının yüzde 2,1 ila 2,7 arasında
olacağını öngörmektedir. IMF’in Raporda Avro Bölgesi 2012 ve 2013 yılı enflasyon oranları yüzde
2 ve yüzde 1,6 olarak tahmin edilmiştir.  Petrol arzının artması ve Brent petrol future ve opsiyon
sözleşmelerinde azalan volatilite ve fiyatlar önümüzdeki dönemde petrol fiyatlarının bir miktar
azalacağı beklentisini güçlendirmiştir. Girdi maliyetlerinin son üç ayın en düşük seviyesine
gerilemesi Nisan ayında enflasyon baskısının daha az hissedileceğine yönelik beklentileri de
artırmıştır.
Şekil 22: Enflasyon Oranları (Yüzde)
Kaynak: Eurostat
ECB 4 Mayıs 2012 tarihinde yaptığı para politikası kurulu toplantısında yüzde 1
seviyesindeki politika faiz oranını değiştirmeme kararı almıştır.  Genel fiyatların ECB politika

HICP(gösterge enflasyon) yıllık değişim  (%) HICP(çekirdek enflasyon) yıllık değişim  (%)22
hedefine yakın seyredeceğinin beklendiği açıklanmıştır. Yüksek enerji fiyatlarının ücretler, fiyatlar
ve genel fiyatlama davranışında yaratacağı olumsuz etkilerin yakından izlendiği belirtilmiştir.
Gelişmiş ekonomilerde politika faizlerinin sıfıra yakın tutulduğu bir dönemde ECB de diğer merkez
bankaları gibi piyasalara likidite desteğinde bulunmuştur. ECB’nin aldığı standart ve standart dışı
önlemlerin sonucunda piyasa faizleri ve finansal gerilim azalmış ve bankalar arası kredi
piyasasındaki tıkanıklık aşılmıştır. ECB bilançosunun bu operasyonların ardından ciddi bir şekilde
artmış olması önümüzdeki dönemde miktarsal genişleme olanağını azaltmaktadır. Bu nedenle
2012’nin ikinci çeyreğinde ECB’nin politika faizlerini düşüreceğine yönelik beklentilere paralel bir
diğer gelişme ise IMF’in Nisan Raporunda  ECB’ye zayıf ekonomik toparlanma ve finansal
piyasalarda süregiden belirsizlikler nedeniyle politika faizlerini azaltması önerisi olmuştur.
Şekil 23: Faiz Oranları ve Avro-Dolar Kuru
Kaynak: Eurostat
Mart ayında  piyasa faizleri  gerilerken, avro dolar kuru Nisan 2012 itibarıyla 1,32
seviyesindedir. 3 aylık LIBOR faizi, 5 yıllık avro tahvillerinin getirileri ve gecelik borçlanma faizi
oranları sırası ile yüzde 0,7, yüzde 1,3 ve yüzde 0,34 seviyelerine gerilemiştir. Geçtiğimiz aylarda
para piyasalarında  yaşanan  gerilim aşağıdaki şekilde görülmektedir. Gecelik borçlanma faiz
oranlarının indiği seviye, 3 aylık ve 1 aylık Euribor spreadlerindeki azalma ECB’nin likidite
operasyonun ardından bankalar arası borç verme kanalının işler hale geldiğini göstermektedir.

5. KAMU MALİYESİ
2008 yılı finansal krizinin ardından ekonomiyi canlandırmak için uygulamaya konan teşvik
paketleri ve artan kamu harcamaları nedeniyle Avrupa ülkelerinin birçoğunun kamu maliyesi
göstergeleri bozulmuştur. Bunun neticesinde 2009 sonrasında başta Avro Bölgesi ortalaması olmak
üzere İrlanda, Yunanistan, İspanya, Portekiz ve İngiltere gibi ülkelerde bütçe açığının GSYH’ya
oranı Maastricht kriteri olan yüzde 3 sınırının oldukça üzerine çıkmıştır. Buna ek olarak, bazı
ülkelerde kamu dengelerindeki bozulmanın etkisiyle yüzde 60 olan borç oranı sınırı da aşılmıştır.
Seçilmiş AB ülkelerinin bütçe açıkları ve borç oranlarına  ilişkin verileri Ek Tablo-9’da
gösterilmektedir.
AB’de yüksek kamu borçları yanında, sıkı maliye politikasının uygulanması gereken
dönemlerde hane halkı ve şirketler kesiminin borçlarının da yüksek olması, özel sektörün ekonomik
aktiviteye katkı sağlamasını zorlaştırmakta ve büyüme üzerinde önemli bir risk unsuru
oluşturmaktadır. Düşük varlık fiyatları ve borç krizi kaynaklı devlet tahvillerin değer kaybetmesi
banka bilançoları üzerinde baskı oluşturmaktadır. Önümüzdeki dönemde bankaların yeniden
sermayelendirilmesi ve bilançolarındaki riskli varlılarını azaltmaları gündeme geldiğinde, bu
durumun yükselen ve  gelişmekte olan Avrupa ülkelerinde finansman maliyetleri üzerinde baskı
oluşturacağı beklenmektedir.
Bu gelişmelere ek olarak Avrupa Komisyonu, 46 trilyon avro büyüklüğüne ulaşan ve
finansal krize sebep olan gölge bankacılık sisteminin daha sıkı bir şekilde düzenlenmeye tabi
tutulması gerektiğini açıklamıştır.  Bankaların, hedge fonların ve yatırım bankalarının
düzenlemelerden kaçınmak için uyguladıkları yöntemlerin daha sıkı bir şekilde izlenmesinin
finansal istikrarın sağlanması için gerekli olduğu belirtilmiştir.
Borçlanma zorluğuna giren bankaların uzun vadeye yayılmış ve düşük faizden ECB’nin
imkânları ile borçlanmış olmaları (LTRO) bankaları  bir ölçüde rahatlatmıştır. Mayıs ayı para
politikası toplantısı kararlarından fiyat istikrarının ana hedef olduğu belirtilmekle birlikte ECB’nin
Avrupa finansal sistemini ve borç sorunu yaşayan ülkeleri destekleyici politikalara devam edeceği
anlaşılmaktadır. Şubat ayında Yunanistan’ın 10 yıllık devlet tahvillerinin Alman tahvillerine göre
getiri farkı borç takası programının ardından yüzde 29,4 gibi yüksek seviyelere ulaşmıştı. Ancak söz
konusu getiri farkı Yunanistan’a yönelik alınan önlemlerin etkisiyle Mart ayında 12 puan düşerek
yüzde 17,2’ye gerilemiştir.
Diğer borç sorunu yaşayan ülkelerin 10 yıllık borçlanma maliyetleri Mart ayı sonunda
Portekiz’de yüzde 13,1, İrlanda’da yüzde 6,9, İtalya’da yüzde 5,1, İspanya’da 5,1, Belçika’da yüzde
3,5, Fransa’da ise yüzde 2,9 olarak gerçekleşmiştir. Almanya’nın borçlanma maliyeti ise yüzde 1,8
olarak gerçekleşmiştir. 24
Şekil 25: 10 Yıllık Devlet Tahvillerinin Alman Tahvillerine Göre Getiri Farkı
Kaynak: Eurostat
ECB’nin aldığı önlemlerin olumlu sonuçları CDS piyasalarında kısmen rahatlamaya neden
olmuştur.  Yunanistan tahvil takas programının  ardından gelinen durumun,  Uluslararası Swap ve
Türev Birliği (ISDA) tarafından kredi vakası olarak adlandırılması, diğer borç sorunu yaşayan
ülkelerde özellikle Portekiz ve İspanya’da CDS oranlarının artmasına neden olmuştur.
Portekiz ve İspanya’da ekonomik durgunluk ve yüksek işsizliğe rağmen söz konusu ülkeler
2012 yılı mali konsolidasyon programına sıkı bir şekilde bağlı kalınacağını açıklamıştır.  Ancak
İspanya Hükümetinin aldığı önlemlere rağmen  S&P’s, ekonomi küçüldükçe bankalara verilmesi
gereken mali desteğin artacağı endişelerine bağlı olarak, bu yıl ikinci kez İspanya’nın kredi notunda
indirime gitmiştir. S&P, İspanya’nın “A” olan kredi notunu “BBB+” seviyesine indirmiş ve
görünümünü negatife çevirmiştir.  Nisan ayında Yunanistan’ın ardından İspanya’da yaşanan
gelişmeler Avro Bölgesinde endişelerin yeniden artmasına neden olmuştur. (Bkz. Kutu 1)
Avro Bölgesinde alınan  kemer sıkma önlemleri  birçok ülkede  seçilmiş iktidarın halk
nezdindeki popülaritesini azaltmaktadır. Yunanistan ve Fransa seçiminin galipleri kemer sıkma
karşıtı partiler olurken, Almanya’da Kuzey Ren Vestfalya’da yapılan yerel seçimlerde Merkel’in
CDU partisi ağır yenilgi almıştır.
                                             

30 Mart 2012 tarihinde İspanya hükümeti 2012 yılında bütçe açığının yüzde 8,5’ten yüzde 5,3’e azaltabilmek için 27,3
milyar avro tutarındaki kemer sıkma paketini açıklamıştır. Yeni vergilerle 12,3 milyar avro tutarında kaynak sağlanması
hedeflenmektedir. Bakanlık bütçelerinde ise 13,4 milyar avro tutarında kesintiye gidilecektir
İspanya Ekonomisindeki Son Gelişmeler
Avro Bölgesinde yaşanan borç krizini oluşturan sorunlu ekonomilerden birisi de İspanya’dır. Küresel kriz öncesinde emlak ve inşaat
sektörü odaklı büyüyen İspanya ekonomisi yapısal dengelenme süreci içerisine girmiştir. Bu çerçevede İspanya’nın önemli sorunlarından
birisi yeniden yapılandırma ve sermayelendirme süreci içerisindeki bankacılık sektörünün, emlak ve inşaat sektörü kaynaklı şoklara karşı
kırılganlığının yüksek olmasıdır. Diğer önemli sorun ise  halihazırda yüzde 21,7 seviyesinde olan işsizlik oranının  önümüzdeki dönemde
daha da artması ve bunun  yaratacağı sosyal gerilimdir. 2008 krizi sonrasında uygulamaya konan teşvikler ve banka kurtarma
operasyonlarının bozduğu kamu maliyesinin sürdürülebilir patikaya girmesi de zorunludur. Öte yandan, söz konusu dengesizliklerin
düzeltilmesi süreci önümüzdeki dönemde iç talebi ve dolayısıyla ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyecektir.  Uluslararası kuruluşlar ve
AB Komisyonu, İspanya’ya önümüzdeki dönemde iç talebinin baskılanarak ithalatın azaltılması ve net ihracatın artırılması yönünde
politikalar uygulaması gerektiğini belirtmektedirler.
Avro Bölgesi borç krizinin şiddetlendiği ve dış talebin ciddi şekilde azaldığı 2011 yılının son çeyreğinde, beklenenin ötesinde bozulan kredi
koşulları ve güven göstergeleri, emek piyasasında yaşanan olumsuz gelişmeler neticesinde İspanya durgunluğa girmiştir. IMF’nin Nisan ayı
Dünya Ekonomik Görünüm Raporuna göre, 2011 yılında yüzde 0,7 oranında büyüyen İspanya’nın, 2012 yılında yüzde 1,8 oranında
küçülmesi öngörülmektedir. 2013 yılında ise sadece yüzde 0,1 oranında büyüme öngörülmektedir.
Önümüzdeki dönemde büyüme önünde önemli bir engel olarak duran zayıf iç talebe ek olarak ECB’nin müdahalelerine rağmen etkinlikten
uzak kredi kanalları ve İspanya bankacılık sektörünün kendi yapısal zayıflıkları ve kırılganlıkları ekonomik görünümü bozan diğer
unsurlardır.
İspanya ekonomisi ile ilgili olarak gelecek dönem görünümünü etkileyecek aşağı yönlü riskler mevcuttur. Borç krizinin kontrolden çıkması
durumunda İspanya’nın risk primleri artarken, banka bilançoları ciddi şekilde bozulacaktır. Bozulan banka bilançoları kredi piyasalarını
olumsuz etkilerken, kamu finansmanını zorlaştıracaktır.
                               
S&P’s, ekonomi küçüldükçe bankalara verilmesi gereken mali desteğin artacağı endişelerine bağlı olarak, bu yıl ikinci kez İspanya’nın kredi
notunda indirime gitmiştir. S&P, İspanya’nın “A” olan kredi notunu 27 Nisan 2012 tarihinde “BBB+” seviyesine indirmiş ve görünümünü
negatife çevirmiştir. İspanya’nın 10 yıl vadeli tahvillerinin getirisi ise 16 baz puan artarak yüzde 5,99 seviyesine yükselmiştir. Ülkenin 10
yıl vadeli tahvillerinin borçlanma maliyetleri, Başbakan Mariano Rajoy’un yatırımcıları kamu maliyesini kontrol altında tutabildiklerine dair
ikna etme çabalarına rağmen, yıl başından bu yana 70 baz puan artmıştır. S&P tarafından yapılan açıklamada İspanya’nın bütçe
görünümünün, ekonomik daralmaya bağlı olarak önümüzdeki dönemde daha da kötüleşeceğini öngördükleri ifade edilmiştir. S&P buna ek
olarak, çok büyük ihtimalle bankaların, Hükümetin mali desteğine ihtiyaç duyacaklarını düşündüklerini ve  net kamu borcuna ilişkin
risklerin önümüzdeki dönemde daha da artacağının beklendiğini belirtmiştir.
İspanya Hükümetinin Aldığı Önlemler:
İspanya’da ekonomik kriz ile mücadele doğrultusunda alınan önlemlerin odak noktasını kamu maliyesi oluşturmaktadır. 2011 yılında genel
devlet bütçe açığının GSYH’a oranı hedeflenenden 2,5 puan saparak yüzde 8,5 olarak gerçekleşmiştir. Yüzde 2,5 oranındaki sapma otonom
bölgelerin harcamaları ve beklenin altında gerçekleşen vergi gelirleri ile açıklanmaktadır. 2012 yılı genel devlet bütçe açığının GSYH’a
oranının yüzde 5,3, merkezi yönetim bütçe açığının yüzde 3,5 olması hedeflenmektedir. Söz konusu hedeflere ulaşabilmek ve 2011 bütçe
performansının beklenenden daha kötü gerçekleşmesi İspanya’nın Mart ayında yeni önlem paketi açıklamasını zorunlu kılmıştır.  Önlem
paketinde öne çıkan hususlar şunlardır:
GSYH’ın yüzde 4,4 oranında harcama kesintisi yapılması, GSYH’ın  yüzde 1,3 oranında gelirlerin artırılması, sosyal güvenlik
bütçesinde denkliğin sağlanması hedeflenmektedir. Bu yolla ekonomi yönetimi bütçe açığını 2012 yılı için yüzde 5,3’e, 2013 yılı
için ise yüzde 3’e indirmeyi planlamaktadır. Ancak bozulmaya devam eden iş piyasası nedeniyle sosyal güvenlik bütçesinin açık
vermesi beklenmektedir.
Gelir vergisinin ve kurumsal vergilerin artırılması yoluyla bütçe gelirlerinin artırılması hedeflenmektedir.
Vergi kaçakları ile mücadele ve vergi affı yoluyla vergi tabanının genişletilmesi kamu gelirleri artırılması için uygulanacak diğer
bir tedbirdir. Vergi affının başarılı şekilde uygulanmasının mali sonuçlarının olumlu olacağı beklenilmektedir.
Kamuya personel alımının ve kamu ücretlerinin dondurulması planlanmaktadır.

http://www.kalkinma.gov.tr sitesinden alıntıdir.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder