12 Aralık 2010 Pazar

istihdam teorileri

Istihdam Kavrami
Bir ekonomik kavram olarak istihdami(employment) üretim faktörlerinin gelir saglamak amaciyla çalismasi ya da çalistirilmasi olarak özlü bir sekilde tanimlayabiliriz.Biliyoruz ki bir ülkenin ürettigi toplam mal ve hizmet miktari yani milli geliri ile o ülkenin ise kosup çalistirabildigi üretim faktörleri sayisi arasinda ayni yönlü bir iliski vardir.
Klasik ve neo klasik iktisatçilara göre eknomide kendiliginden isleyen otomatik bir mekanizma vardir.Bu mekanizma ile tüm üretim faktörlerinin kullanildigi br düzeyde ekonomi dengeye gelecektir.
Eger bir ekonomide üretim faktörlerinin tümü çalisiyor ve üretime katiliyorsa biz bu ekonominin tam istidam durumunda oldugunu ya da tam istihdama ulastigini söylüyoruz.Tam istihdamin gerçeklesmis oldugu bir ekonomide mevcut çalisma kosullarinda ve cari ücret düzeyinde çalismak isteyen tüm emek sahipleri is bulabildigi gibi ülkenin mevcut sermaye mallari stoku ve tabiat faktörü de tamamen üretime katilmis durumdadir.Böylece ekonominin mevcut üretim potansiyelinden tamamen yaralanilmakta ve atil(bosta,çalismayan) kapasite bulunmamaktadir.Bu teorik bir durumdur.
Eksik istihdamda ise üretim faktörlerinin bir kismi üretime katilmamaktadir.Bunun nedeni talep yetersizligidir.Mallarin bir kismi satilamiyor stoklar artiyorsa ekonomide talep azligindan söz edilir.Bu durumda mütesebbisler talep üretildigi kadar mal üretecek , üretim hacmini daraltacaklardir. Mal üretiminin azallmasi bir kisim isügücünün issiz kalmasi demektir.Bu da bildigimiz gibi eksik istihdamdir.
Aslinda insanlarin ihtiyaçlari sonsuz oldugu için atil(çalismayan) faktörlerin de üretecekleri mal ve hizmetlere istek vardir.Fakat her istek talep degildir.Isteklerin talep halini alabilmesi için satin alma gücü ile desteklenmesi gerekir.Toplumda fertlerin gelirleri artinca istekler satin alma gücü ile desteklendiginden talep artacaktir.Bu da daha çok mal ve hizmet satilmasina stoklarin erimesine imkan verecektir.Stoklarin azaldigini gören mütesebbisler üretim hacmini genisletecekler ve bunun için issiz ve bosta kalan faktörleri istihdam edeceklerdir.Bu da ekonomiyi tam istihdama dogru geçirmis olacaktir.
Üretim Kapasitesi ve Milli Gelirle Istihdam Arasindaki Iliski
Her milli ekonominin üretebilecegi mal ve hizmet miktarinin bir üst siniri vardir.Buna ekonominin üretim potansiyeli ya da daha sik kulanilan deyimi ile Üretim Kapasitesi denmektedir.Bu kapasite reel milli gelirin üst sinirini gösterir.Bir milli ekonominin üretim kapasitesi ekonominin sahip oldugu is gücüne(N), bilinen dogal kaynaklarina(R), sermaye stokuna(K) ve üretimde kullanilan bilgi ve teknoloji düzeyi(T)ne baglidir.
Q(üretim kapasitesi) = f ( N , R , K , T )
Kisa dönemde üretim kapasitesinin artmasi ancak isgücü miktarinin(N) artrilmasi ile mümkündür. Yani "Bir mili ekonomide kisa dönemde istihdam edilen isgücü miktari milli gelir düzeyini belirlemektedir."
Issizlik Çesitleri
IRADI ISSIZLIK: Cari(piyasadaki) ücret düzeyinde e mevcut çalisma kosullarinda çalismak istemeyenlerin meydana getirdigi issizliktir.Bir kimse bir haftalik çalismayla daha uzun süre geçinebiliyorsa kalan günleri bos geçirecektir.Ayrica ailede birden çok ferdin çalismasi geçinmeye yettiginden kimi fertler çalismamayi yegleyecektir.
GAYRI IRADI ISSIZLIK: Mevcut çalisma kosularinda is bulunmamasi durumudur.Keynes'e göre gayri iradi issizlik talep yatersizliginden ileri gelir.Eger ibir ekonomide üretilen mal ve hizmetlerin tamaminin satilmasi mümkün olmuyorsa bu durum o piyasadaki toplam talebin üretim faktörlerinin tamaminin istihdamina yetmedigini ortaya koymaktadir.
FRIKSIYONEL ISSIZLIK: Bu tür issizlik daha iyi çalisma imkanlari ve daha yüksek ücret elde etmek amaciyla isçilerin yer ve meslek degistirmelerinden dogabilir.Emek arz ve talebi arasindaki kisa süreli dengesizlikler, emek sahipleri ile mütesebbislerin emek piyasasi hakkindaki bilgisizlikleri, isgücünün mobilite noksanligi friksiyonel(arizi) issizligin temel nedenleri arasindadirlar.
KONJONKTÜREL ISSIZLIK: Ekonomide refah ve buhran dönemleri birbirini izler.Iste bu dalgalanmalara konjonktür hareketleri denir.Alçak konjonktür(depresyon) dönemlerinde is gücü tam istihdam edilemez ve issizlik ortaya çikar.
MEVSIMLIK ISSIZLIK: Turizm, tarim, insaat gibi mevsime bagli islerde görülen dönemlik issizliktir.
YAPISAL ISSIZLIK: Strüktürel issizlik de denir. Bir ülkenin ekonomik yapisinda ve toplam talebin bünyesinde meydana gelen degismelerden kaynaklanir.Gözde is kollarinda istihdam artarken önemini yitiren alanlarda bu tür issizlik görülür.
TEKNOLOJIK ISSIZLIK: Üretimde emegin yerine makina ikame edilmesiyle ortaya çikan issiliktir.Uzun dönemde yeni is kollari yaratan teknoloji kisa dönemde istihdam azaltici etki yapar.
GIZLI ISSIZLIK: Herhangi bir üretim dalinda gereginden fazla kisinin çalismasi yani bir kisim çalisanin üretime katkida bulunmamasi halinde ortaya çikar.
Istihdam Teorileri
MAHREÇLER KANUNU: Mahreç satis sürüm sürüm yerleri anlamina gelir.Bu kanuna göre ekonominin tamaminda talep yetersizliginden veya diger deyimle asiri üretimden kaynaklanan gayri iradi issizligin ortaya çikmasi mümkün degildir.bu kanuna göre arzda meydana gelen her artis kendisi kadar bir talep artisina yol açmakta yani "her arz kendi talebini yaratmaktadir" Her arz kendi talebini yaratacagindan toplam talep toplam arza esit olacaktir.
Insanlar ihtiyaci olan mallardan almak için kendi ürettigini satar yoksa amaç para almak degildir;para yalnizca kendi ihtiyaçlarini temin etmek için kullandigi bir araçtir.Insan ihtiyaci olan mallardan daha çok almak için daha çok üretecek böylce bosta üretim faktörü kalmayacak ekonomi tam istihdama kavusacaktir.Mahreçler kanunu'nun geçerlilik kosulu herseyden evvel kazanilan gelirlerin tümünün çok kisa zamanda harcandigi varsayimidir.Fakat insanlar gelirlerinin bir kismini tasarruf eder.Bu durumda ekonomide toplam talep arz edilen mallardan daha az olur.Böylece talep yetersizligi ve buna bagli issizlik hali ortaya çikar.Bu da ekonominin tam istihdamda olmadigini gösterir.Tasarruflar nedeniyle ekonomide ortaya çikabilecek bu aksakligin geçerli olmayacagini da Klasik iktisatçilar faiz teorisi ile ortaya koymaya çalismislardir.
FAIZ TEORISI: Klasik iktisatçilara göre faiz sermayenin fiyatidir.Bu fiyat ya da bedel tasarruf edene tüketimden feragat ettigi için ödenmekte ve tasarruflar ekonomiye kazandirilmaktadir. Böylece gelirlerin tümü harcandigindan toplam arz toplam talebe esit olacaktir.
Tasarrufu mütesebbisler talep eder. Amaçlari yatirim yapmaktir.Faiz yükseldikçe yatirimlar azalir çünkü girisimcilerin kari azalir.
ÜCRET TEORISI: Klasik iktisatçilara göre emek arz ve talebinin kesistigi yer ücret miktari ve istihdam düzeyini belirler.Kaldi ki teori geregi emek arzi ve talebinin kesistigi yerde ekonomi tam istihdamdadir.
emek arzini çalismanin marjinal zahmeti(çalisilan sonuncu saatin verdigi zahmet) ve çalisma ile elde edilen gelirin marjinal faydasi belirler.Buna göre emek arzi dogrudan dogruya ücretin fonksiyonudur.Fakat bu nominal degil reel ücrettir.Reel ücret nominal ücreti fiyatlar genel düzeyine(P) bölerek bulunur.

Biraz da emek talebinden söz edelim. Emek talebini isçinin marjinal fiziki verimliligi(son isçinin üretime yaptigi katki) belirler.Isçi sayisi arttikça azalan verim kanunu geregince her yeni isçinin(marjinal isçi) üretime yaptigi katki belli bir üdzeyden sonra gittikçe azalmaya baslar.Son isçinin üretime yaptigi katkiya marjinal fiziki ürün diyoruz ve MP ile gösteriyoruz.Para cinsinden ifade etmek için onu fiyati ile çarpmak gerekecektir.Bu çarpim( MP * P ) bize marjinal ürün geliri(hasilati)ni verir.Girisimci MP*P ile isçinin ücretini(W) karsilastirir. W > MP * P ise zarardan kurtulmak için isçi çikaracaktir.Tersi durumda karlilik devam ettigi müddetçe isçi sayisini artiracaktir ve esitlik W=MP*P noktasinda kurulacaktir.Son katilan isçiyi ekonominin tümü için deltaN , bunun milli gelire yaptigi katkiyi deltaY ile gosterirsek
deltaY * P = deltaN * W
oldugu noktada denge kurulacaktir.Bu esitlikten:
deltaY / deltaN = W / P
esitligi elde edilirse sag taraf reel ücret sol taraf marjinal fiziki verimi ifade eder.Iste ücret teorisinin özü ekonomide emek talebinin reel ücretlerin bir fonksiyonu oldugudur.
KLASIK FIYAT TEORISI: Para teorisinde gördügümüz miktar teorisinin benzeridir.Bu teoriye ekonomide para arzinda bir artis oldugunda daha fazla harcama olacak daha fazla üretmek mümkün olmadigindan(ekonomi tam istihdamda) bu harcama fazlasi fiyatlar genel düzeyinde bir artisa yol açacaktir.
Modern Istihdam Teorisi
Ekonominin kendiliginden dengeye gelmedigini devletin ekonomiye müdahale edecek bir iktisat politikasi olmasi gerektigini söyler. Ekonominin eksik istihdamda da dengeye gelebilecegini iddia eder. Bu teoriye göre toplam arzin toplam talebe, gelirlerin harcamalara, tasarruflarin yatirimlara, emek arzinin emek talebine esit olmasi geçici bir tesadüftür.Tasarruflarin faizin degil gelirin bir fonksiyonu oldugu kabul edilir.Ayrica faizin sermaye arz ve talebine göre degil para arz ve talebine göre tesekkül ettigi ileri sürülmüstür. Tüm bu görüslerin fikir babasi Keynes'dir.Keynes'in damgasini vurdugu modern istihdam teorisine göre bir ekonomide milli gelirin hangi düzeyde olacagini o ülkenin ship oldugu üretim kapasitesi belirler.Istihdam arttikça üretim kapasitesi daha çok kullanilacak böylece daha fazla mal ve hizmet üretilecek yani milli gelir artacaktir.Istihdam düzeyini ise girisimcilerin piyasa hakkindaki beklentileri belirler.
Denge Geliri ve Istihdam Düzeyi
Keynes klasik iktisatçilarin Mahreçler kanunu yerine efektif talep teorisini getirmistir. Efektif talep toplam arzin toplam talebe esit oldugu yerdeki talep hacmidir. Keynes'e göre efektif talep girisimcilerin üretecekleri mallara gelecekte yapilacak tüketim ve yatirim harcamalari toplamidir. Bu bakimdan Keynes gelecege dönük tahminlere büyük deger vermistir. Keynes'e göre ekonomi eksik istihdamda da dengeye gelebilir tam istihdamda da. Her iki halde de ekonominin ulastigi gelir düzeyine denge geliri ya da denge milli geliri denir. Denge noktasini toplam talep etkiler.Denge gelirinin hangi düzeyde olacagini belirlemenin iki yolu vardir:
Toplam talebin toplam arza esit oldugu noktada.
Tasarruflarin yatirimlara esit oldugu noktada
Istihdam Hacmini ve Milli Geliri Belirleyen Faktörler
Disa kapali bir ekonomide toplam talebin gerek özel kesimin gerekse devletin yaptigi ütketim ve yatirim harcamalarindan olustugunu, toplam arz ve toplam talebin kesistigi noktadaki talebin de gerçeklesen talep oldugunu ve fiilen yapilan harcamalri gösterdigini ve bu talebe Keynes'in efektif talep dedigini ve aslinda efektif talebin belli bir dönemde o ekonomide yapilmis tüktetim(C) ve yatirim(I) harcamalarinin toplamina esit oldugunu belirtmistik.Zaten belli bir dönemde bi ekonomide gerçeklesen ya da fiilen yapilmis bulunan bu harcamalirn da milli gelir olusturduguna dikkati çekmistik.Tüm bunlardan çikan sonuç belli bir dönemde disa kapali bir ekonomide milli geliri belirleyen degiskenin o ekonomide fiilen yapilmis bulunan(efektif talep) tüketim ve yatirim harcamalari oldugudur.Disa kapalilik varsayimini kaldirirsak ithalat ve ihracat farkini( X - M ) da hesaplara katmak gerekecektir. Simdi makro analizin temel büyüklükleri olan bu harcama kalemlerini ayri ayri ele alarak inceleyelim.
Tüketim Harcamalari
Tüketim harcamalari ve tasarruflar gelire bagli(induced) ve gelirden bagimsiz(autonomous) iki kisimdan kisimdan olusur. Bu nedenle 0 gelirde dahi bir miktar tüketim harcamasi olur.Bir kisi gelirini ya tüketecek ya da tasarruf edecetir bu nedenle tüketim ve tasarruf harcamalari toplami bize toplam geliri verir. Geliri (Y) tasarruflari (S) tüketim harcamalarini (C) ile gösterirsek tasarruf ve tüketim denklemlerinin:
C = Co + c * Y
S = - So + s * Y
Seklinde oldugu görülür.Tasarruflar ve tüketim harcamalri toplami bize geliri vereceginden Y = C + S oldugu unutulmamalidir.
Ortalama tüketim egilimi(APC) = C / Y dir.
Marjinal tüketim egilimi(MPC) = deltaC / deltaY dir. Gelirde meydana gelen bir artisin ne kadarinin tüketime gidecegi anlatilmaktadir.Yani gelir 10 lira artinca 7 lirasini harciyor 3 lirayi tasarruf ediyorsak MPC 0,7 dir.
Ortalama tasarruf egilimi(APS) = S / Y dir.
Marjinal tasarruf egilimi(MPS) = deltaS / deltaY dir. Gelirde meydana gelen bir artisin ne kadarinin tasarrufa gidecegi anlatilmaktadir.
Formüldeki çarpim durumundaki küçük "c" marjinal tüketim egilimi küçük "s" ise marjinal tasarruf egilimidir."c" ve "s" sayilari toplami 1'dir."c" tüketim fonksiyonun egimi, "s" tasarruf fonksiyonunun egimidir.
APC + APS = 1 (C/Y + S/Y =[C+S]/Y ve C+S=Y oldugundan Y/Y=1 )
MPC + MPS = 1

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder