12 Aralık 2010 Pazar

eski yunan edebiyatı

Batı edebiyatının kaynağı Eski Yunan ve Lâtin edebiyatıdır. Özellikle İlkçağ Yunan uygarlığı bilim, sanat ve felsefe alanındaki gelişmişlik düzeyiyle Batı kültür ve uygarlığının temeli olmuştur.

I. ESKİ YUNAN (GREK) EDEBİYATI
Eski Yunan Edebiyatı M.Ö. IX.-M.S. II. yüzyıl arasında Batı Anadolu’da, Ege adalarında ve bugünkü Yunanistan’da görülür. Bu edebiyatta; epik, lirik, didaktik, pastoral ve satirik şiirin ilk örnekleri verilmiş; tragedya ve komedya türünde yapıtlar oluşturulmuş ve oynanmış; tarih, yaşamöyküsü, söylev ve fabl türünde yapıtlar verilmiştir. Eski Yunan tiyatrosunun temeli, Bağbozumu Tanrısı Diyanizos adına düzenlenen törenlerdir. Bu törenlerdeki sanatsal etkinlikler bugünkü tiyatronun temelini oluşturur. Eski Yunan tiyatrosunda, önce tragedyalar, sonra da komedyalar oynanmıştır.
Sanatçının “akıl yoluyla güzellikler yaratma uğraşı” Eski Yunan edebiyatının temel sanat anlayışıdır.
Eski Yunan edebiyatı, dört ana dönemde incelenebilir:

Kaynaklar:
ERİM, Müzehher, Lâtin Edebilatı, Remzi Kitabevi, İstanbul.
GELGİN, Güler, Eski Yunan Edebiyatı, Remzi Kitabevi, İstanbul

A. Destanlar Çağı (M.Ö. IX-VIII. Yüzyıllar)
HOMEROS (M.Ö. VIII)
İzmir’de doğan ve yaşamını Sakız adasında sürdüren Homeros, “şairlerin babası” diye anılır. Kör ve ihtiyar bir şair olduğu, oradan oraya dolaşıp şiir okuyarak ekmeğini kazandığı, Sakız adasında uzun süre kaldığı, Ege denizindeki küçük adalardan birinde öldüğü söylentisi vardır. Batı edebiyatı Homeros’la başlar. İlyada ve Odysseia destanlarını yazıya geçiren şair, bu destanlarla evrensel insan özelliklerini ölümsüzleştirmiştir. İlyada, Troya Savaşı’nı ve bu savaş sırasındaki olayları; Odysseia ise Troya Savaşı’ndan dönen bir kralın başından geçenleri anlatır. Homeros destanlarda hem insanların hem de tanrıların tutkularını, özlemlerini, sevgilerini ve kinlerini işlemiştir. Homeros’un destanları Yunan kültürünün temel taşı sayılmaktadır. Eski Yunanlılar, o destanları bir sanat eseri olduğu kadar bir kültür hazinesi olarak kabul ediyor, çocuklara ve gençleri şiir, din, ahlâk, tarih vb. bilgilerini hep bu destanlar yoluyla öğretiyorlardı.

HESEİDOS (M.Ö.VIII. Yüzyıl)
Didaktik şiirin kurucusudur. Yurttaşlarını adaletli ve çalışkan olmaya çağıran şiirler yazmış, köylü yaşamını anlatmıştır. Tanrıların Yaratılışı adlı eserini Homeros’un üslubunda yazmıştır. İşler ve Günler adlı yapıtında köy yaşamını ve insanların günlük işlerini anlatmıştır.

B. Lirik fiiir Dönemi (M.Ö. VII. Yüzyıl)
SAPPHO (M.Ö.VI. Yüzyıl)
Grek edebiyatının en büyük lirik şairi sayılan şair, Midilli’di doğmuştur. Zengin ve soylu bir ailenin kızıdır. Genç kızları hayata hazırlayan bir okulda çalışmıştır. İnsanoğlunun evrensel bir yönünü, aşk duygusunu işlemiştir şiirlerinde.

AİSOPOS (M.Ö. VI. Yüzyıl)
Fabl türünün kurucusudur. Anadolu’nun Frigya bölgesinde doğmuştur. Uzun süre tutsak yaşamıştır. Apollon’a saygı göstermediği için uçurumdan atılarak öldürülmüştür.

C. Sanat ve Düşüncede Altın Çağ (M.Ö. V.-IV. Yüzyıl)
AİSKHYLOS (M.Ö. 525-456)
Bir aktör ve koro ile oynanan tragedyaya ikinci aktörü katarak tiyatroda “diyalog”u ön plana çıkarmıştır. Yapıtlarında gelenekleri ve ahlâkı savunur. Tragedya yoluyla insan dünyasını aydınlatan şairlerin başında gelir. İnsanoğlunu yüceltmeye, onu, başına gelen ve gelebilecek yıkımlar karşısında diri tutmaya çalışmıştır. Aklın, biyolojik yazgılara karşı, tepeden inme adaletin klan yasalarına karşı savaşımını yansıtmıştır. Bu sebeple tragedyalarında kahramanların hiçbiri bayağılığa düşmez. İnsanoğlunun karşılaştığı acıları, yıkımları günaha, gurur ve para tutkusuna bağlamıştır. Savaşı yıkımların en büyüğü olarak kabul etmiştir: “İnsanları altınla, yaşayanları ölülerle değiştiren savaş.” Doksan tragedyasından yedisi günümüze ulaşabilmiştir: Persler, Thebai’ye Karşı Yediler, Yalvaran Kızlar, Oresteia Trilogia, Ateş Taşıyan Prometheus, Zincire Vurulmuş Prometheus, Kurtulmuş Prometheus ve Agamennon.

SOPHOKLES (M.Ö. 495-406)
Tragedyaya üçüncü aktörü de ekleyerek diyalogu zenginleştirmiştir. Yapıtlarında, alın yazılarına boyun eğmeyen, bununla savaşan kahramanlara yer vermiştir. Ona göre değişmek yaşamın kuralıdır. Varlık, mutluluk gibi insan yaşamıyla ilgili öğeler gelip geçicidir.İnsan için tek güç ruhsal dirençtir. 123 tragedyasından yedisi günümüze ulaşabilmiştir: Kral Oidipus, Oidipus Kolonos’ta, Antigone, Aias, Elektra, Trakhisli Kadın ve Philoktetes.

EURİPİDES (M.Ö. 480-406)
Tragedyada koronon rolünü azaltmış, konuşmalara daha çok yer vermiş, insanın iç çatışmalarını, kendi iç dünyasıyla mücadelelerini ön plana çıkarmıştır. Eserlerinde insanı her şeyin ölçüsü olarak almıştır. Bu ölçüyü bulmak için her sınıftan insanın dünyasına eğilmiştir. Yaşlı tutsakları, yoksulları, dilencileri yakından incelemiştir. O, melankolik ve kuşkucu bir dehadır. Melodramdan tezli oyunlara kadar türlü oyun biçimlerinin ilk tohumlarını o atmıştır. Eserleri: Medeia, İphigeneia Aulis’te, İphigenia Tauris’te, Orestes, Elektra, Andromakhe, Hekabe, Hippolytos...

ARİSTOPHANES (M.Ö. 445-385)
Komedya türünü başlatan ilk sanatçıdır. Tutucu olduğu için Socrates ve Euripides gibi yenilikçilerle kavgaları vardı. Yapıtlarında koyu bir yergi, siyasetçileri alaya alma eğilimi ağar basar. Savaş karşıtlığı da bu eğilimlerinden biridir. Bulutlar adlı yapıtında başta Socrates olmak üzere birçok aydınla alay eder. Bunun yanı sıra günlük sevinçleri, acıları, aptallıkları abartılı bir gülünçlükle sergiler. Böylece toplumsal ve siyasal olaylara eğilerek insan dünyasına ışık tutmaya çalışmıştır.

HEREDOTOS (M.Ö. 482-425)
Tarih türünün kurucusudur. Halikarnasos’ta (bugünkü Bodrum ilçesi) doğmuştur. Gezdiği yerlerdeki halkların din, gelenek ve uygarlıklarını incelemiş, bunlarla ilgili bilgileri olduğu gibi yansıtmaya gayret etmiştir. Dokuz kitaptan oluşan Tarih adlı eseri vardır.

SOCRATES (M.Ö.469-399)
Yazılı eseri yoktur. Hakkındaki tüm bilgiler ögrencisi Platon (Eflatun)’dan öğrenilmiştir. Başkalarının bilgisizliğini açığa vurarak bilginin önemini göstermiştir. Gençliği düşünceleriyle saptırdığı savıyla baldıran zehiri ile öldürülmüştür.

PLATON (EFLATUN) (M.Ö. 429-347)
İdealizmin kurucusudur. Sokrates’in öğrencisi olmuş, Atina Akademiası’nı kurmuştur. Yapıtlarını diyalog biçiminde yazmıştır. Devlet, Sokrates’in Savunması, Kanunlar, Ziyafet, Kriton gibi yapıtları vardır.

ARİSTOTALES (M.Ö. 384-322)
Platon’un öğrencisidir. 13 yaşındaki Makedonyalı İskender’i yetiştirmekle görevlendirilmiş, Atina’ya dönünce Felsefe Okulu’u kurmuştur. Derslerini gezinerek verdiği için kurduğu okula “gezimcilik” denmiştir. “Mantık kıyasıyla doğrulama metodu” yaklaşık iki bin yıl “mantığın temeli” olmuştur. Micomakus Etiği, Politika, Söz Söyleme ve fiiir Sanatı, Organon yapıtları arasındadır.

DEMOSTHENES (M.Ö. 384-322)
Konuşmanın sanat olduğunu gösteren bir siyasetçidir. Platon’un öğrencisi olmuştur. Atinalıları Makedonyalılara karşı koymaya çağırmış, Atina her seferinde yenilince zehir içerek intihar etmiştir. 61 konuşması, 6 mektubu ve Exrdia adlı yapıtı günümüze kadar ulaşmıştır.

D. İskenderiye Çağı (M.Ö. III.-M.S. II. Yüzyıl)

İskenderiye kentinin kültür merkezi oluşuyla oraya giden Yunanlı sanatçıların etkin olduğu, ürünler verdiği dönemdir. Bu dönemle birlikte Eski Yunan edebiyatı önemini yitirmeye başlamıştır.

THEOKRİTOS (M.Ö. III. Yüzyıl)
Pastoral şiirin kurucusudur. Kır şiirleri, şehir hayatını anlatan dramatik ve mitolojik şiirler yazmıştır. Yunan Çoban fiiirleri adlı bir yapıtı vardır.

PLUTARKHOS (M.S. 46-120?)
Biyografi yazarıdır. Roma’ya Yunan edebiyatını taşıyan yazar olarak bilinir. Yunanlı ve Romalı devlet adamlarını karşılaştırarak yazmıştır. Paralel Hayatlar adlı bir yapıtı vardır.

II. LATİN EDEBİYATI

Roma İmparatorluğu’nun kurulması ile başlar. M.Ö. III. yüzyıla kadar önemli bir sanatçı yoktur. Bu sebeple Yunan kültür ve sanatının etkisi görülmeye başlar, Lâtin edebiyatının temelleri atılır. Yaklaşık 500 yıllık bir süreç içinde etkisini sürdürür.

A. Birinci Devir (M.Ö.754-242)
Romanın kuruluşundan itibaren 500 yıl süren bu devirler boş denecek kadar verimsiz geçmiştir.
B.İkinci Devir: Hazırlık Devri (M.Ö. 242-78)
Roma’da Yunan kültür ve sanatını etkisiyle başlayan bu devrede tiyatro ve hitabet alanında oldukça başarı gösterilmiştir.
Tiyatroda Yunan eserleri örnek tutulmuştur. Tragedya’da Ennius (M.Ö. 240-179), komedyada Plautus (M.Ö. 252-184), Terentius (ölm. M.Ö. 159) bu çığırın en ünlü şairleridir; her iki komedya şairi de Yunanlı Menandros’u örnek almışlardır.
Bu devrin hitabet alanındaki en ünlü hatibi Cato (M.Ö. 234-149)’dur.

PLAUTUS (M.Ö. 251-184?)
Yoksul bir ailenin oğlu olarak aktörlükle işe başlamıştır. Konularını Yunan şairlerinden alan komedyalar yazmıştır. Kahramanlarını kendi çevrelerinin ve mesleklerinin diliyle konuşturmuştur. Eserleri arasında Çömlek, İkizler, Urgun, Buğday Kurdu, Palavraca Asker sayılabilir.

C. Üçüncü Devir: Klasik Devir (M.Ö. 78-M.S. 14)
1. Ceasar Dönemi: Bu dönemde yetişen kişilerin en ünlüleri, didaktik şiirde Lucretius (M.Ö. 98-53); hitabette, Lâtin ve Dünya edebiyatlarının en ünlü hatiplerinden sayılan Cicero (M.Ö. 106-43); hitabet ve hatıra türünde Ceasar (M.Ö. 100-44); tarih türünde, Lâtin edebiyatının ilk büyük tarihçisi Sallustius (M.Ö. 86-34)’tur.

CİCERO (M.Ö. 106-43)
Romalı devlet adamı, hatip ve yazar. Roma’da hatiplik ve huku eğitimi gördü. M.Ö. 64’te konsül seçildi. Düşmanlarını Roma’dan uzaklaştırmayı başardığı için “Vatanın Babası” diye anıldı. Bir ara gözden düştüyse de yine söz sahibi oldu. Bu yıllarda önemli edebî ve felsefî çalışmalarda bulundu. Cicero Antonius’a karşı idi. Onun karşısında gücünü kaybedince Roma’dan kaçtı. Ancak yakalanarak başı kesildi.
Cicero, Romalıların en büyük hatibi olarak bilinir. İyi bir hatibin neler bilmesi gerektiğini yazılarıyla belirtmiştir. Nutuklarının her biri birer sanat eseridir. Söylevler, Cumhuriyet, Dostluk gibi eserleri mevcuttur.

LUCRETİUS (M.Ö. 98-55)
Didaktik şiirin en güzel örneklerini vermiştir. Hayatın başlangıcı ile uygarlığın doğup gelişmesini konu almıştır. İnsanın korku ve tutkularının mutlulukları engellediği düşüncesini şiirlerine yansıtmıştır. Ayrıca heyecan, eleştiri, sorgulama gibi öğeleri birbiri ardından kullanarak felsefî görüşleri parlak tablolar biçiminde dile getirmeye çalışmıştır. Doğanın Yapısı adlı eseri Türkçeye çevrilmiştir.

2. Agustus Dönemi: Bu dönemde Lâtin edebiyatının en büyük üç şairi yetişmiştir. Bunlar pastoral, didaktik ve epik şiirde Vergilius (M.Ö. 70-19), satirik, lirik ve didaktik şiirde Horatius (M.Ö. 64-8), lirik ve mitolojik şiirde Ovidius (M.Ö. 43-M.S. 16)’tur.
Tarih türünde, Lâtin edebiyatının büyük tarihçisi Titus Livius (M.Ö. 59-M.S. 19) da bu dönemde yetişmiştir.

VERGİLİUS (M.Ö. 70-19)
Roma’da Epilenroscu felsefeci Siron’dan felsefe dersleri aldı. Epiküroscu mutluluk kavramını işlediği Ecloge’yi (Çoban fiiirleri) M.Ö. 29’da tamamladı. Bir millî destan denemesi olan Aneis’i tamamlayamadan öldü. fiairin epik ve pastoral şiirlerinde Yunan sanatçılarının izleri vardır. Özellikle Homeros’un etkisinde kalmıştır.

HORATİUS (M.Ö. 64-8)
Kendisine Roma ve Atina’da iyi bir eğitim sağlayan azatlı bir kölenin oğludur. fiair duyarlılığı, içtenliği ve inceliğiyle en beğenilen Lâtin şairlerinden biridir. Doğa ve yalnızlık tutkusu, gevşekliği ve rahatlığa düşkünlüğü, şiirini besleyen çok özgün bir yeteneğin oluşumuna katkıda bulunmuştur. Çeşitli ve karmaşık şiir ritimlerinin sanatkârca kullanan Horatius, aynı zamanda büyük bir edebiyat kuramcısıdır. Daha çok yergileri, lirik ve didaktik şiirleriyle tanınmıştır. Odlar, Epodlar, Yergiler, Mektuplar eserleri arasındadır.

OVİDİUS (M.Ö. 43-M.S. 16)
Lirik ve mitolojik şiirin ustasıdır. Aşklar, Değişmeler, Trista (Hüzünlü Mektuplar) adlı eserleri günümüze ulaşmıştır.

TİTUS LİVİUS (M.Ö. 59-M.S. 19)
Humanist oyun ve tarih yazarıdır. Yazdığı tarih, başlangıçtan M.Ö. IX. yüzyıla kadar uzanır. Roma Tarihi (142 kitap) adlı eseri vardır.

D. Dördüncü Devir : Gerileme Devri (M.S. 14-313)
İmparatorluk devri diye de anılan bu devirde, siyasî hayatla birlikte sanat ve fikir hayatında da gittikçe artan bir gerileme görülür.
Bu devrin en önemli kişileri şunlardır:
Fabl türüde Phaedrus (M.Ö. 30-M.S. 44?); epigram şairi Martialis (M.S. 43-104), yergi şairi Luvenalis (M.S. 42-125);
felsefe ve tragedya alanında, Lâtin edebiyatının son büyük fikir ve sanat adamı Seneca (M.Ö. 4-M.S.65); tarih türünde de Lâtin edebiyatının son büyük tarihçilerinden sayılan (M.S. 54/56-120).

SENECA (M.Ö.4-M.S.65)
Lâtin filozofu. Gençliğinde dönemin ünlü felsefe ve retorik hocalarından ders aldı. Bir süre avukatlık yaptı. Senato üyeliği ve konsül görevlerinde bulundu. İmparator Neron’un öğretmeni oldu. Neron’un ayaklanmacılarla işbirliği ettiği için öldürülmesini istemesi üzerine intihar etti.
TACİTUS
Dönemin kötülüklerini eleştiren bir tarihçidir. Olaylara ahlâk açısından yaklaşmıştır. Historiae (Tarihler, 12 cilt), Germania, Agricola’nın Hayatı gibi eserleri mevcuttur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder