21 Aralık 2010 Salı

Fransız ihtilali>>Fransanın iç durumu

Orta çağın fedalite rejimi yıkıldıktan sonra avrupanın hemen her tarafında merkeziyetçi devletler kurulmuştu.Fransada da kral  hakimiyetini tandırdan aldığnı söylerek sürdürmekteydi..Yasama ,yürütme ve yargı kralın elindeydi.
Sosyal alanda birbirinden ayrı birtakım sınıflar vardı.Bu sınıfları birbirinden ayıran bazılarının imtiyazlı bazılarının imtiyazssız oluşu idi.Fransada arazılerin 1/4 ü ruhban sınıfının elinde olup bunlar asla vergi vermezlerdi
Sadece 5 yılda bir cüzzi bir vergi vermekteydiler.Ruhban sınıfı da ikiye ayrılmıştı

AÇIK PİYASA İŞLEMLERİ

AÇIK PİYASA İŞLEMLERİ;
(Open market operations)
Devletin enflasyonu önlemek ve para ve kredi hacmini daraltmak için aldığı tedbirlere denir. Açık piyasa işlemleri ilk olarak on dokuzuncu asırda İngiltere ve Amerika’da tatbik edilmiştir. Daha sonra diğer memleketlerde de uygulanmıştır. Bugün dünya devletlerinde geniş ölçüde uygulanmaktadır. Açık piyasa işlemleri uygulandığında Merkez bankası, portföyündeki kıymetli evrakı satışa çıkarır. Bunları satın alan bankalardaki para, Merkez bankasına girer. Bankaların nakit hacmi ve kredi imkanları daralmış olur. Bunun önemli bir sonucu olarak talep azalır, dolayısıyla fiat artışları ve enflasyon yavaşlatılmış olur.

17 Aralık 2010 Cuma

Türkiyedeki Amerikan külltürü ve edebiyatı bölümü olan üniversiteler.>>

Ankara Üniversitesi








Bahçeşehir Üniversitesi (İstanbul)








Başkent Üniversitesi (Ankara)








Bilkent Üniversitesi (Ankara)








Dokuz Eylül Üniversitesi (İzmir)








Ege Üniversitesi (İzmir)








Fatih Üniversitesi (İstanbul)








Hacettepe Üniversitesi (Ankara)








Haliç Üniversitesi (İstanbul)








İstanbul Üniversitesi








İzmir Üniversitesi








Kadir Has Üniversitesi (İstanbul)








Başkent Üniversitesi (Ankara)








Kadir Has Üniversitesi (İstanbul)








Bahçeşehir Üniversitesi (İstanbul)








Kadir Has Üniversitesi (İstanbul)








Fatih Üniversitesi (İstanbul)








Haliç Üniversitesi (İstanbul)








İzmir Üniversitesi








Kadir Has Üniversitesi (İstanbul)


















Bilkent Üniversitesi (Ankara)


peryodik cetvel'in açıklaması-anlamı


Periyodik tabloyu kullanarak, her element hakkında belirli bilgiler elde edebiliriz. Örneğin, 1 kilogramlık bir karbon bloğunda kaç karbon atomu bulunduğunu tayin etmek için, karbon atomunun bağıl atom kütlesini kullanmamız yeterlidir.
Bağıl atom kütlesi: Bir elementin, atom kütle birimi (atomic mass units: amu) cinsinden ortalama kütlesini belirtir. Bu rakam, sıklıkla elementin izotoplarının da ortalama kütlesini belirttiği için, ondalıklı bir sayıdır. Bir elementin bağıl atom kütlesinden atom numarasının (proton sayısının) çıkarılmasıyla, o elementin nötron sayısı bulunabilir.
Atom numarası: Bir atomda bulunan proton sayısı, elementi tanımlar ve atom numarası olarak adlandırılır. Atomda bulunan proton sayısı aynı zamanda, elementin kimyasal karakteri hakkında da bilgi verir. 

Periyodik tabloda sıklıkla karşılaşılan görünüm, yandaki gibidir. Burada, element simgesinin altında verilen "bağıl atom kütlesi", proton ve nötron sayısının toplamına eşittir. Element simgesinin üstünde verilen atom numarası da, proton sayısına eşit olduğuna göre, bu iki sayının farkı bize  elementin nötron sayısını verir.

Örneğin kalsiyumun (Ca) nötron sayısı: Bağıl atom kütlesi - Atom numarası = 40 - 20 = 20'dir.
Bu gösterim, periyodik tablonun dışında, örneğin herhangi bir anlatımda elementin adı geçerken de kullanılabilir. Bazı durumlarda, bu iki değerin yeri tam tersi şekilde (atom numarası altta, bağıl atom kütlesi üstte) de olabilir. Ek olarak, simgenin sağ tarafında, elementin + ya da - yükü de gösterilebilir.
Element simgesi: Her elemente ait bir ya da iki harften oluşan simgelerin, uluslararası geçerliliği vardır.
Elektron dizilimi: Uyarılmamış bir atomdaki elektronların konumlarını gösterir. Kimyabilimciler, temel fizik bilgilerine dayanarak, atomların elektron dizilimlerine göre nasıl davranabilecekleri konusunda fikir yürütebilirler. Elektron dizilimi, bir atomun kararlılık, kaynama noktası ve iletkenlik gibi özellikleri hakkında bilgi verir. Atomların son enerji düzeylerine (en dış yörüngelerine) valans düzeyi, burada yer alan elektronlara da valans elektronları adı verilir. Kimyasal tepkimelerde birinci derecede önem taşıyan elektronlar, valans elektronlarıdır.
Bir elementin periyodik tablodaki yerine bakarak, o elementin elektron dizilimi de anlaşılabilir. Aynı grupta (dikey sırada) yer alan elementlerin elektron dizilimleri büyük benzerlik gösterir ve bu nedenle de kimyasal tepkimelerde benzer şekilde davranırlar.
Yükseltgenme basamağı (sayısı): Bir elementin, bileşiklerinde alabileceği değerliklerdir. İngilizce'deki oxidation state kullanımına karşılık gelmektedir.
Periyodik tabloda yer alan elementler, gözterdikleri belirli ortak özelliklere göre gruplar halinde inceleniyor. Bu gruplar hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse:
1. Alkali metaller:
Periyodik tablonun ilk grubunda (dikey sırasında) yer alan metallerdir. Fransiyum dışında hepsi, yumuşak yapıda ve parlak görünümdedir. Kolaylıkla eriyebilir ve uçucu hale geçebilirler. Bağıl atom kütleleri arttıkça, erime ve kaynama noktaları da düşüş gösterir. Diğer metallere kıyasla, özkütleleri de oldukça düşüktür. Hepsi de, tepkimelerde etkindir. En yüksek temel enerji düzeylerinde bir tek elektron taşırlar. Bu elektronu çok kolay kaybederek +1 yüklü iyonlar oluşturabildikleri için, kuvvetli indirgendirler. Isı ve elektriği çok iyi iletirler. Suyla etkileşimleri çok güçlüdür, suyla tepkime sonucunda hidrojen gazı açığa çıkarırlar.
2. Toprak alkali metaller:
Periyodik tablonun baştan ikinci grubunda (dikey sırasında) yer alan elementlerdir. Sıklıkla beyaz renkli olup, yumuşak ve işlenebilir yapıdadırlar. Alkali metallerden daha az tepken (tepkimelere girmeye eğilimli) karakterde olmalarının yanında, erime ve kaynama sıcaklıkları da daha düşüktür. İyonlaşma enerjileri de alkali metallerden daha yüksektir. Toprak elementleri ismi, bu gruptaki elementlerin toprakta bulunan oksitlerinin, eski kimyabilimciler tarafından ayrı birer element olarak düşünülmesinden gelir.
3. Geçiş metalleri:
Sertlikleri, yüksek yoğunlukları, iyi ısı iletkenlikleri ve yüksek erime-kaynama sıcaklıklarıyla tanınırlar. Özellikle sertlikleri nedeniyle, saf halde ya da alaşım halinde yapı malzemesi olarak kullanılırlar. Geçiş elementlerinin hepsi, elektron dizilimlerinde, en dışta her zaman d orbitalinde elektron taşırlar. Tepkimelere giren elektronlar da, d orbitalindeki elektronlardır. Geçiş metalleri sıklıkla birden fazla yükseltgenme basamağına sahiptir. Çoğu, asit çözeltilerinde hidrojenle yer değiştirecek kadar elektropozitiftir. İyonları renkli olduğu için, analizlerde kolay ayırt edilirler.
4. Lantanidler:
Geçiş metallerinin bir alt serini oluştururlar ve toprakta eser miktarda bulunmaları nedeniyle, "nadir toprak elementleri" olarak da isimlendirilirler. En önemli ortak özellikleri, elektron değişiminin yalnızca 4f orbitaline elektron katılımıyla gerçekleşmesidir. Özellikle +3 değerlikli hallerinde, birbirlerine çok benzeyen özellikler gösterirler. Kuvvetli elektropozitif olmaları nedeniyle, üretilmeleri zordur. Çoğunun iyon hallerinin karakteristik renkleri vardır.
5. Aktinidler:
Bu elementlerin en önemli ortak özelliği, elektron katılımının 5f orbitalinde gerçekleşmesidir. Geçiş metallerinin bir alt serisi konumundadırlar ve doğada çok ender bulunabilirler.
6. Transaktinidler:
Aktinidleri takip eden elementlere bu ad verilir. Uranyumdan daha büyük olan bu elementler, yalnızca nükleer reaktörlerde ya da parçacık hızlandırıcılarda elde edilebilirler. Geçiş elementlerinin bir alt bölümüdürler. Metaller ya da ametaller arasındaki yerleri, kesin olarak belirlenememiştir.
7. Ametaller:
Metal özelliği göstermeyen elementlerdir. Metaller çözeltilerde katyonları (pozitif yüklü iyonları) oluştururken, ametaller anyon (negatif yüklü iyon) oluşturma eğilimindedir. Metallerin aksine iyi iletken değillerdir ve elektronegatiflikleri çok yüksektir. Metaller ve ametaller arasında özellikler gösteren bazı yarıiletken elementler, "metaloidler" olarak da adlandırılır. Halojenler ve soygazlar da ametal doğadadır.
8. Halojenler:
Periyodik tablonun 7A grubunda bulunan, tepkimeye eğilimli ametallerdir. Bu gruptaki elementlerin hepsi elektronegatiftir. Elektron alma eğilimi en yüksek olan elementlerdir. Doğada sert olarak değil, mineraller halinde bulunurlar. Element halinde 2 atomlu moleküllerden oluşurlar. Oda koşullarında flor ve klor gaz, brom sıvı, iyotsa katı haldedir. Erime ve kaynama noktaları grupta aşağıdan yukarıya doğru azalır. Zehirli ve tehlikeli elementler olarak bilinirler.
9. Soygazlar:
Periyodik tablonun en son grubunu oluşturan, tümü tek atomlu ve renksiz gaz halinde bulunan elementlerdir. En dış yörüngeleri elektronlarla tamamen dolu olduğu için son derece kararlıdırlar ve tepkimelere eğilimleri de çok düşüktür. Bu davranışları nedeniyle de "soygaz" adını almışlardır. Atmosferde bulunurlar ve sıvı havanın damıtılmasıyla elde edilirler. İlk keşfedilen soygaz, hidrojenden sonra en hafif element olan helyumdur. Radon, çekirdeği dayanıksız olan, radyoaktif bir elementtir. Çok düşük olan erime ve kaynama noktaları, grupta yukarıdan aşağıya gidildikçe yükselir. İyonlaşma enerjileri, sıralarında en yüksek olan elementlerdir.

murphy(mörfi)yasaları kanunları>>

MURPHY YASALARI
1917 doğumlu Edward Murphy ABD Hava Kuvvetlerinde 1949’da roketler üzerinde deney yapan mühendislerden biriydi. İnsan üzerinde ivmelenmenin etkilerini inceliyordu. Deneyde insan tepkileri ölçülüp değerlendirilecekti. Sensörler bir yapıştırıcı ile vücuda monte ediliyordu. Bu sensörlerin iki takılış şekli vardı. Bunlardan biri doğru, diğeri yanlış takılış şekliydi. Görevlilerden birinin, takılması gereken 16 sensörün hepsini de yanlış takmayı becermesi üzerine Murphy çok kızdı ve geçmişte kullandığı kendi karamsarlık sözlerine bir tanesini daha ekledi. Daha sonra yasa olarak nitelendirilecek bu sözlerini bir basın toplantısında açıkladı. Birkaç ay içinde Murphy’nin "yasaları" üretim alanında çalışanlar arasında yayıldı ve 1958’de de Webster sözlüğünde yer aldı. Sonraki yıllarda, kendisine ait olmasa da birçok söz ona mal edildi.

Ters gitme olasılığı taşıyan bir şey ters gidecektir.
Başarı daima yalnızken gelir, başarısızlıksa herkesin içinde.
Bir kişinin fikirlerini çalmaya "intihal", birçok kişinin fikirlerini çalmaya "araştırma" denir.
Sen bir yanlış yapana kadar kimse seni dinlemiyordur.
Düşünmekten bıkılınca varılan yere "sonuç" denir.
Sınava girmeden önce notlarına bakarsan, en önemli yerlerin en okunaksız yerler olduğunu görürsün.
Bir öğretmen öğrencilerin öğretilen dersten başka yapacak işleri olmadığını varsayar.
Bir cihazı monte ettikten sonra mutlaka birkaç cıvata artar. Modifikasyon: Bir cihazı monte edip işinizi bitirdiğinizi düşündüğünüz ve rahatladığınız anda mutlaka birkaç parçanın arttığını fark edersiniz.
Bir şeyle fazla oynarsanız, onu bozarsınız.
Bir şeyi yerleştirirken sıkışırsa zorlayın. Kırılırsa zaten değiştirmeniz gerekiyordur.
Ne zaman bir şey yapmaya kalkışırsanız, mutlaka öncelikle yapmanız gereken başka bir şey vardır.
Birkaç işinizin birden ters gitme olasılığı varsa, kesinlikle size en çok zarar verecek iş ters gidecektir.
Hata yapma olasılığınız her zaman aynıdır.
Bir şeyi tamir etmek düşündüğünüzden daha uzun sürer ve daha pahalıya mal olur.
Bir işin ne kadar zamanda biteceği size sorulduğunda, tahmin ettiğiniz süreyi iki ile çarpıp bir üst zaman dilimiyle cevap verin (saat ise gün, gün ise hafta, hafta ise ay)
Her şey iyi gidiyorsa mutlaka bir terslik vardır.
Düşen bir nesneyi tutmaya kalkmayın. Bırakın düşsün. Daha az zarar görecektir.
İşler beklenenden daha uzun zaman alır.
Puhu Modifikasyonu: Tamamlanma tarihi ile ilgili beklentilerin planlamada kazandığı ciddiyet arttıkça gecikme de büyür.
Eğer bir şey birden fazla ters gitme olasılığı taşıyorsa size en fazla zararı olacak kombinasyon gelişir.
Puhu Modifikasyonu: Eğer bir şey birden fazla ters gitme olasılığı taşıyorsa; size en fazla zararı dokunacak kombinasyonun bilincindeyseniz ve buna karşı tedbirlerinizi aldıysanız, bu tedbirler sizin için daha zararlı bir kombinasyonu gerçekleştirir.
Eğer bir işte bir terslik olması için x sayıda farklı yol varsa ve siz işe başlamadan önce x sayıda tedbir aldıysanız "x + 1"inci terslik, siz işi bitirmek üzere iken ortaya çıkar.
Olaylar kendi haline bırakıldığında kötüden daha kötüye doğru gider.
Puhu Modifikasyonu: Kötüden daha kötüye gidecek olaylara yapılan müdahale en kötüye ulaşma hızını arttırır.
İşinizin tüm aşamalarını planlayıp birinci aşama ile işe başladığınızda, birinci aşamadan önce tamamlanmış olması gereken bir aşama ortaya çıkar.
Puhu Modifikasyonu: Bu aşama hala plana entegre edilebilir gibi görünür. Bu entegrasyon yalnız tüm planı mahvetmekle kalmaz, ana hedeflerin iptalini de beraberinde getirir.
Problemlere getirilen çözümler yeni problemler yaratır.
Puhu Modifikasyonu: Problemlere getirilen çözümler önceki problemlerden daha kötü problemler üretir.
Hiçbir şey kimsenin bir daha bozamayacağı bir düzeye dek mükemmelleştirilemez. Çünkü böyle bir düzey yoktur ve aptallar en basit şeyleri bozma konusunda son derece yaratıcıdırlar.
Puhu modifikasyonu: Bir şeyi hiç kimsenin bozamayacağı bir düzeye dek mükemmelleştirmek için ne denli düşünürseniz, aptalların da o işi bozmak için yaratıcılıkları o denli artar.
Doğa hata ve eksikten yanadır.
Puhu Modifikasyonu: Doğanın hata ve eksik yaratmak için sonsuz kaynağı vardır.
Doğa olumsuz sonuçları korur ve müdahalesini olumsuz sonuç lehine yapar.
Puhu Modifikasyonu: Doğa olumlu sonuçları engellemek için vardır.
Her şey simültane sırasız-düzensiz olarak ters gider.
Puhu Modifikasyonu: Her şey size hangisinin daha fazla zararı dokunacağına bağlı olarak simültane veya peş peşe ters gider.
Chrisholm: "Bundan daha kötüsü olamaz." dediğiniz andan başlayarak işler daha kötüye gider.
Durum iyiye gitmeye başladığında mutlaka unuttuğunuz veya gözden kaçırdığınız bir nokta vardır.
Hiçbir şey kalıcılık kadar geçici değildir.
İşinizi ne kadar iyi yaparsanız yapın, mutlaka sonuçlara modifikasyon getirecek bir amiriniz bulunacaktır.
Birlikte görülmek istemediğiniz biriyle beraberseniz, tanıdığınız biriyle karşılaşma olasılığı tavan yapar.
Eğer trafikte şerit değiştirirseniz, eski şeridiniz şimdi bulunduğunuzdan daha hızlı akar.
Elleriniz yağa bulaştığında burnunuz kaşınmaya başlar ve acil tuvalet gereksinimi doğar.
Yere düşen her şey en zor ulaşılabilecek noktaya değin yuvarlanır.
Patronunuza işe geç kalma nedeninizin patlak lastik olduğunu söylerseniz ertesi sabah lastiğinizi patlak bulursunuz.
Kaşınma katsayısı vücudunuzun ulaşılması zor olan yerlerinde yüksektir.
Bir kahve içmek için oturduğunuzda patronunuz sizden bir görev ister ve bu görevin süresi kahve soğuyana kadardır.
Koridordan en uzak sandalyenin sahipleri en geç gelir.
Ayakkabı ayağınıza tam geldiyse, o ayakkabı çirkindir.
Birisi tarafından seyredilme olasılığı, yaptığınız işin aptallık katsayısıyla doğru orantılıdır.
Matsh Yasası: Berbat bir son, sonsuz bir berbatlıklar dizisinden daha iyidir.
Hook Yasası: Aradığınız herhangi bir şeyi son baktığınız yerde bulursunuz.
Gylme Formülü: Başarının sırrı samimiyettir. Bunu taklit ettiğiniz anda başardınız demektir.
Lierman Yasası: Herkes yalan söyler fakat bu önemli değildir çünkü kimse dinlemez.
Evans-Bjorn Yasası: Kötü giden şey ne olursa olsun, bunun böyle olacağını bilen biri mutlaka vardır.
Ginsberg Teoremi: Kazanamazsın, berabere kalamazsın, hatta oyunu terk edemezsin.
O'toole Aksiyomu: Bir çocuk yeterli değildir. İki çocuk çok fazladır.
Puhu'nun Park Yeri Bulma Yasası: Park etmek için hemen bulup beğenmediğiniz ve park etmediğiniz yerin park edilebilecek tek yer olduğunu fırsat kaçtıktan sonra, park etmek için hemen bulup beğenmediğiniz halde park ettiğiniz yerin park edilebilecek yerlerin en kötüsü olduğunu yürüyeceğiniz binaya ulaştıktan sonra anlarsınız.
Jones'un Televizyon Yasası: Görülmeye değer tek program yayından kaldırılır.
Deneyim, gereksiniminiz bittikten sonra edinilir.
Çekici, güzel ve sizden hoşlanabilecek bir kadınla tanışma olasılığınız
       a- Yanınızda karınız varken,
       b- Yanınızda sizden daha yakışıklı bir arkadaşınız varken,
       c- Yanınızda sizden daha zengin bir arkadaşınız varken artar.
Şöhret geçebilir ama unutulmuşluk kalıcıdır.
Cansızlığın Hareketliliği Yasası: Bütün cansız cisimler sadece ayaklarınıza dolaşmaya yetecek kadar hareket eder.
Murphy'nin Dünya Görüşü: Ne olursa olsun gülümse çünkü yarın bugünden kötü olacaktır.
Puhu'nun Dünya Görüşü: Ne olursa olsun ağlama çünkü gözyaşlarına asıl yarın ihtiyacın olacaktır.
Stenderup Yasası: Ne kadar geride kalırsanız, yetişmek için o kadar çok vaktiniz olur.
Conner Yasası: Gizli kalması gereken belge fotokopi makinesinde unutulur.
Hell Yasası: Bir kütle suya batırıldığında telefon çalar. (Vücudunuz tamamen ıslandığında telefon çalar.)
Zamanı gelmiş bir hata kadar kaçınılmaz hiçbir şey yoktur.
Gerçek hiçbir problemin çözümü yoktur.
Murphy`nin Altın Kuralı: Altını bulan kuralı koyar.
Herhangi bir cisim kendisine en çok zarar verecek biçimde yere düşecektir. Örnekler:
  • Üzerine yağ sürülmüş bir ekmek diliminin yağlı yüzünün üstüne düşme olasılığı halının değeri ile doğru orantılıdır.
  • Yere düşecek ilk, belki de tek parça en pahalı parça olacaktır.
  • Eşyalar yere her zaman dik açıyla düşer.
  • Düşürülen her parça avadanlık, atölyenin en ulaşılmaz köşesine dek yuvarlanacaktır. Ve siz onu ararken ayağınıza ilk çarpan şey de o olacaktır.
  • Tezgahtan düşen küçük parçaların bulunma olasılığı parçanın büyüklüğü ile doğru orantılı, sizin işi tamamlama süreniz ile ters orantılıdır.
  • Yere düşürdüğünüz pazar çantası, içinde yumurta olan çantadır.
Willoughby Yasası
Birine bir makinenin çalışmadığını kanıtlamaya çalışırsanız makine o anda çalışacaktır.
Axwell Yasası
Eğer havayı soluyabiliyor ama suyu içemiyorsanız geri kalmış bir ülkedesinizdir. Oysa suyu içebiliyor ama havayı soluyamıyorsanız kalkınmış bir ülkedesinizdir.
Lofta Yasası
Hiç kimse sizi kendinizi iyi hissettiğiniz zaman terk etmez.
Fant Yasası
Bir eliniz dolu iken diğer elinizle kilitli bir kapıyı açmak zorunda kaldığınızda, anahtar kesinlikle elinizin dolu olduğu taraftaki cebinizdedir.
Monly Kuralı
Mantık, yanlış sonuca özgüveninizi yitirmeden sistematik bir biçimde ulaşma yöntemidir.
Fulton Yasası
Düşen bir nesneyi sakın tutmaya çalışmayın. Bırakın düşsün. Daha az zarar görecektir.
Campbell Yasası
Ne kadar az iş yaparsanız işleriniz o kadar yolunda gider.
Kovac Yasası
Telefonda yanlış bir numara çevirdiğinizde asla meşgul çalmaz.
Anonim Bir Yasa
Beklenmedik bir yerden gelen para beklenmedik bir harcamaya gider.

astronomi terimleri>>çevren, Doppler etkisi, elongasyon, iyonosfer

aberasyon : (sapınç) Işığın sonlu hıza sahip olması ve yerin dönme ve yörünge hareketleri nedeniyle yıldızların konumlarındaki görünür değişim.
açık küme : Galaktik küme. Belli bir şekilleri olmayan ve genelde galaktik düzlemde bulunan yıldız kümeleri.
açıklık : Teleskop, fotoğraf makinesi gibi optik araçlarda, ışığı toplayan ayna veya merceğin çapı.
açıklık oranı : Optik araçlarda odak uzaklığının açıklığa oranı.
açısal çap : Bir gökcisminin, gerçek çapının uçlarını, gözlemciye birleştiren doğrular arasındaki açı.
açısal hız : Dönen ya da gökyüzünde hareket eden bir cismin açısal konumundaki değişim miktarı.
açısal momentum : Bir eksen çevresinde dönen cismin birim zamanda eylemsizlik momenti ile bu cismin dönme açısal hızının çarpımı.
açısal uzaklık : Bakınız açısal çap.
akan yıldız : Yerin atmosferine girince sürtünmeden dolayı ısınarak akkor haline gelen ve ardında bir ışık çizgisi bırakarak geçen meteor.
akı : Birim yüzeyden, birim zamanda geçen enerji miktarı.
alan kanunu : İkinci Kepler kanunu.
albedo : (aklık, aklık derecesi) Bir cismin ışığı yansıtma gücü; cismin yansıttığı ışınımın, aldığı ışınıma oranı.
almanak : (gök günlüğü) Önemli gök cisimlerinin; yer, uzaklık, parlaklık v.b. değerlerini, her yıl, bir yıl boyunca, hergün için veren kaynak kitap.
alt geçiş : Gök cisimlerinin, meridyenden iki geçişinden ufuk yüksekliği düşük olanı.
alt kavuşum : İç gezegenlerin ve Ay'ın, Güneş-gezegen-yer olmak üzere, aynı doğru üzerinde bulunma durumu.
anakol : Yıldızların, sıcaklık-ışınım gücü grafiğinde oluşturduğu temel kol.
artık yıl : Her dört yılda bir, 366 gün alınan yıl. Bu yılda Şubat ayı 29 çeker.
asteroid kuşağı : Asteroitlerin çoğunun bulunduğu, Mars ile Jüpiter yörüngeleri arasındaki kuşak.
asteroit : Küçük gezegen.
astronomik birim : Bakınız gök birimi.
atmosfer : Bir gezegeni saran gaz katmanı veya bir yıldızın görünen üst katmanları.
atmosferik kırılma : Yer atmosferinde yer yüzüne yaklaştıkça yoğunluğun artması nedeniyle gökcisimlerinden gelen ışığın kırılarak yön değiştirmesi. Atmosferik kırılma sonucu gökcisimleri daha büyük ufuk yüksekliğinde gözlenir.
atmosferik kızarma : Atmosferden geçen, bir gökcismine ait ışığın mavi dalga boylarının daha fazla saçılması sonucu kalan kırmızı dalga boylu ışını nedeniyle gökcisminin daha kırmızı görünmesi.
atmosferik soğurma : Atmosferden geçen ışığın maddeyle etkileşmesi sonucu zayıflaması.
ay : Seçilen yıl tanımına göre, yılın 12'de biri
aydınlatma gücü : Bakınız ışınım gücü.
ay takvimi : Ay'ın gökyüzünde görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim.
ayakucu : (nadir) Çekül doğrultusunun gökküresini altta deldiği nokta.
aynalı teleskop : (yansıtmalı teleskop) Objektifi ayna olan teleskop.
ayırma gücü : Bir teleskopun yakın yıldızları ayırma gücü, veya gökcisimlerinin ince detaylarını görme yeteneği.
azimut : Bir gökcisminden geçen düşey daire ile gözlemcinin meridyen dairesi arasındaki açı. Ufuk düzleminde kuzey veya güney noktasından başlayarak saat yönünde ölçülür.
başucu : (zenith) Çekül doğrultusunun gökküresini üstte deldiği nokta.
batmayan yıldız : Günlük hareketinde ufkun altına inmeyen yıldız.
bolometrik parlaklık : Bir gökcisminin tüm dalga boylarında kadir biriminde ölçülen parlaklığı.
bolometrik ışınım gücü : Bakınız ışınım gücü.
boylam : Bir küre üzerindeki herhangi bir noktanın, başlangıç dairesinden açısal uzaklığı. boylamın adı, seçilen temel düzleme göre değişir.
Örnek : Coğrafya boylamı, ekliptik boylam.
bölge zamanı : Zaman bölgelerine ait ortalama zaman. Greenwich'in boylam çizgisi sıfır saat dilimine denk gelir. Türkiye Greewich'den iki saat geri olan "-2" saat çizgisindeki ortalama zamanı kullanır.
bulgurlanma : (granülasyon) Güneş' in fotosferinde konveksiyonun neden olduğu yapı.
burçlar : Bakınız zodyak.
büyük daire : Bir kürenin merkezinden geçen düzlemle, bu kürenin arakesiti olan daire.
chandrasekhar limiti : Bir beyaz cüce yıldız için maksimum kütle (1,4 Güneş kütlesi).
çekim kuvveti : Bakınız kütlesel çekim.
çevren : Ufuk düzlemi.
değişen yıldız : Parlaklığı zamana bağlı olarak değişim gösteren yıldız.
deklinasyon :  dik açıklık.
dış gezegenler : Yörüngesi yer yörüngesinin dışında kalan gezegenler (Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün, Plüton).
diferansiyel dönme : Bir gökcisminin : a ) Yüzeyinde farklı enlemlerin, b) İçinde farklı katmanların farklı hızla dönmesi.
dik açıklık : (deklinasyon) Gökyüzünde bir noktanın gök ekvatorundan açısal uzaklığı.
dikine hız : (çapsal hız) bakınız radyal hız.
doğmayan yıldız : Günlük hareketinde ufkun üstüne çıkmayan yıldız.
doğu noktası : Güneş diskinin merkezinin 21 Mart ve 23 Eylül'de ufuktan doğduğu nokta.
doğu uzanımı : Gökküresi üzerinde, Güneş'in doğusundaki bir gezegenin Güneş'e olan açısal uzaklığı.
dolanma : Bir cismin, bir nokta yada başka bir cisim çevresinde yaptığı yörünge hareketi.
dolanma dönemi : Bir kez dolanma için gerekli zaman.
dolunay : Uzanım açısının 180 derece olduğu Ay evresi. Görünen Ay yüzeyinin Güneş ışığıyla tamamen aydınlatıldığı evre.
  : Işık kaynağı gözlemciye göre veya gözlemci kaynağa göre uzaklaşıyor yada yaklaşıyor ise kaynaktan gelen ışınımın dalga boyu veya frekansındaki değişim.
dönence : (tropik) Güneş' in görünen hareketinde dik açıklığın en büyük ve en küçük olduğu yerler. Güneş' in gün dönümü zamanlarında gökyüzünde bulunduğu yerler. Yaz dönencesi 21 Haziran'da, Kış dönencesi 21 Aralık'ta olur.
düğüm noktası : Yörünge hareketi yapan bir gökcismine ait yörüngenin ekliptiği veya yörünge merkezinden geçen ve bakış doğrultusuna dik olan düzlemi kestiği iki noktadan biri.
düğümler çizgisi : İniş ve çıkış düğümlerini birleştiren doğru.
dış kavuşum : Bir dış gezegenin ve yerin, Güneş'in iki yanında bir doğrultuya gelmesi. Gezegenin uzanım açısının 180 derece olması durumu.
eğim açısı : Bir gökcismine ilişkin yörünge düzleminin, ekliptiğe yada bakış doğrultusuna dik düzleme yada belirlenmiş herhangi bir düzleme göre yaptığı açı.
ekinoks : Bakınız ılım.
ekliptik (tutulum) düzlemi : Güneş' in gökyüzünde yıllık görünür hareketinin oluşturduğu çember.
ekvator (eşlek) düzlemi : Yer merkezinde dönme eksenine dik olan düzlemin Yer yuvarlağı ile arakesiti.
elektromanyetik tayf : Tüm dalga boylarındaki elektromanyetik ışınımların oluşturduğu tayf.
elongasyon :  uzanım açısı.
enlem : Bir küre üzerinde bulunan herhangi bir noktanın temel düzlemden açısal uzaklığı. Seçilen küre ve temel düzleme göre değişik isimler alır. Örneğin Coğrafya enlemi, ekliptik enlem, Gökada enlemi v.b.
eşlek : Ekvator.
etkin sıcaklık : Bir ışık kaynağının birim yüzeyinden birim zamanda saldığı enerjiye eşit enerji salan bir kara cismin sıcaklığı.
evre : Tekrarlı olaylarda bir dönem içindeki her bir noktanın konumu.
evrim yolu : Bir yıldızın sıcaklık ve ışınım gücünün zamanla değişerek Hertzsprung-Russell (H-R) diyagramında oluşturduğu çizgi, izlediği yol.
fon ışınımı : Yıldızlararası bulutlardan ve çok uzak galaksilerden gelen zayıf yaygın ışınım.
fotoelektrik olayı : Işığa duyarlı bir yüzeye fotonlarla vurarak oradan elektron sökme olayı.
füze : İtiş gücü, bir yanıcı ve bir yakıcı maddenin sürekli yanmasıyla oluşan ve boşlukta momentumun korunumu prensibine göre hareket eden araç.
frenleme ışınımı : Serbest parçacık hareket ederken yoğun bir ortama girerse ivmeli olarak yavaşlar. Yani frenlenir ve ışınım yayar.
galaksi : Milyonlarca yıldızdan oluşmuş yıldız kümelerinden, bulutsu ve gaz bulutlarından oluşmuş, Samanyolu gibi bağımsız uzay adası.
gama ışını : Dalga boyu X-ışınlarından daha kısa, daha yüksek enerjili fotonların oluşturduğu ışınım.
Galileo uyduları : Jüpiter gezegeninin en parlak ve en büyük dört uydusu. Io, Europa, Ganymeda, Callisto'dur.
gel - git olayı : Büyük denizlerde suların yükselmesi ve altı saat sonra normal düzeyin altına inmesi olayı (Bu olay Ay'ın yer üzerindeki çekim etkisinden doğar).
gerçek güneş zamanı : Gerçek Güneş merkezinin görünür hareketine göre belirlenen zaman.
gezegen : Güneş çevresinde dolanan, ondan aldığı ışığı yansıtan gökcisimlerinin ortak adı. Gökyüzünde yıldızlara göre sürekli yer değiştirirler. Dokuz büyük gezegen Merkür, Venüs, Yer, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton'dur.
gök atlası : Yıldızların gökküresi üzerindeki yerlerini topluca gösteren harita.
gök birimi ( GB) : Yer-Güneş merkezleri arasındaki ortalama uzaklık (1 GB = 149.600.000.000 km).
gök ekvatoru : Yerin ekvator düzleminin gökküresi ile arakesiti. Gök ekvatorunda dik açıklık sıfırdır.
gök kutbu : Yerin dönme ekseninin gök küreyi deldiği nokta.
gök cismi : Uzaydaki cisimlerden her biri; Güneş, yer, Ay, yıldızlar, uydular v.b.
gök küre : Yer merkezli sonsuz yarıçaplı sanal küre. İç yüzü bizim için gökyüzü olarak kabul edilir.
gök taşı : Gökyüzünden yere düşen her türlü taş.
görünür çap : Uzakta duran küresel bir cismin bakış doğrultusuna dik düzlem üzerinde gördüğümüz izdüşümüne ilişkin çapın iki ucunu gözlemciye birleştiren iki doğru arasındaki açı.
görünür evren : Gözlenebilen evren parçası. Görünen evren sınırında evrenin genişleme hızı ışık hızı olduğu için sınır ve ötesi görünmez.
görünür hareket : Bir gökcisminin gözlemciye göre yaptığı hareket yada gözlemcinin gördüğü hareket. Güneş'in gökyüzündeki hareketi ve doğup batması görünür harekettir. Oysa yer, kendi ekseni çevresinde dönmekte, biz Güneş'i dolanır görmekteyiz.
görüş alanı : Bir teleskopun içine alabildiği gökyüzü parçası; başka bir deyimle, bir bakışta gökyüzünde görebildiği alan.
göz merceği : (oküler) Teleskoplarda gerçek görüntüyü gözlemek için kullanılan küçük bir yakınsak mercek düzeni.
gündönümü : (solstice) Gece veya gündüzlerin en uzun olduğu zaman. Kuzey yarım kürede en uzun günün oluştuğu Yaz gündönümü 21 Haziran'da, en uzun gecenin oluştuğu Kış gündönümü de 21 Aralık'tadır.
güneş sabiti : Yer atmosferinin birim yüzeyine, dik olarak, birim zamanda gelen, bütün dalga boylarındaki Güneş enerjisi.
güneş takvimi : Güneş' in görünürdeki günlük ve yıllık hareketine göre düzenlenen takvim.
Hertzsprung-Russel (HR) diyagramı : Yıldızların tayf türlerine (veya renklerine ve etkin sıcaklıklarına) ve ışınım güçlerine (veya salt parlaklıklarına) göre sınıflandırılmasının grafik gösterimi. Bir yıldızın fiziksel özellikleri bu diyagramdaki konumuyla ilgilidir. Yıldız evrimi diyagramda konum değişimiyle belirlenebilir.
hilal : Yarıdan azı görülen Ay veya gezegen evresi. uzanım açısının 90°'den küçük olması halinde oluşur.
hidrojen yanması : Hidrojeni (protonu) daha ağır elementlere dönüştüren füzyon olayı.
hidrostatik denge : Yıldız içlerinde madde hareketinin olmaması halinde basıncın kütle çekimini dengelemesi durumu.
ışık eğrisi : Değişen yıldızların görünen parlaklıklarının zamana bağlı olarak değişimini gösteren grafik.
ılım : (ekinoks) Gece ve gündüz uzunluklarının eşit olduğu zaman. Güneş, gök ekvatorunu geçerken yılda iki kez oluşur. Biri 21 Mart'ta İlkbahar ılımı, diğeri de 23 Eylül'de Sonbahar ılımı.
ışık yılı : Işığın bir yılda aldığı yol.
ışınım gücü : Işınım yapan bir cismin tüm yüzeyinden uzaya birim zamanda yaydığı ışınım enerjisi. Işınım gücü tüm dalga boylarındaki ışınımı kapsıyorsa bolometrik ışınım gücüdür.
ışınım tayfı : Işık bir prizma yada kırınım ağı yardımı ile yayıldığında oluşan renkli bant. Bir cismin farklı dalga boylarında yaydığı ışınım enerjisi.
ışınım yeğinliği (şiddeti) : Işınım yapan bir cismin; birim zamanda, birim alandan birim uzay açıya, birim enerji bandında yaydığı ışınım enerjisi.
iç kavuşum : Bir dış gezegenin Yer ile beraber Güneş' in aynı yanında bir doğrultuya gelmesi. Gezegenin uzanım açısının 0° olması durumu
iç gezegenler : Yörüngesi yer yörüngesinin içinde kalan gezegenler (Merkür ve Venüs).
İlkbahar noktası : Gök ekvatoru ile ekliptiğin kesim noktalarından biri. Güneş görünür hareketinde yaklaşık 21 Mart'ta bu noktaya gelir. İlkbahar noktası Balıklar burcunda yer alır.
iyonosfer : Yer atmosferinde atom ve moleküllerin Güneş ışınları ve kozmik ışınlar tarafından iyonlaştırıldığı katman.
jeodezi : Yeryüzünün biçimi ve boyutları ile ilgilenen bilim dalı.
jeoid : Yerçekimi kuvvetinin her noktada aynı ve yerin dönüş gücü ile tam dengede olduğu yer küre biçimi.
jülien tarihi : İsa'nın doğum yılının Ocak ayının birinci gününe 1721057 sayısı verilip, Greenwich'in gün ortası esas alınarak, geçen her günün bu sayıya eklenmesiyle herhangi bir tarih için bulunan sayı.
jülien takvimi : Julius Cesar'ın düzenlettiği takvim. Bu takvimde dörde bölünebilen yıllar 366 gün, bölünemeyenler ve 400' e bölünebilenler 365 gün alınır. Bugün kullandığımız takvim bu takvimdir. M.Ö. 46 yılında başlamıştır.
kaçma hızı : Bir cismin başka bir cismin çekim alanından tamamen kurtulması için gerekli hız.
karacisim : Üzerine düşen bütün dalga boylarındaki ışığı hiç yansıtmadan olduğu gibi soğuran ve sonra tekrar yayan sanal cisim. Yaydığı ışınım sadece sıcaklığına bağlıdır.
karacisim tayfı : Bir kara cisim tarafından yayılan ışınımın dalga boyuna göre sürekli tayfı.
karadelik : Evrende bulunduğu sanılan en yoğun madde. Kara delikten kaçma hızı ışık hızından daha büyük olduğu için oradan ışık bile kurtulamaz.
karşı konum : (opozisyon) Güneş'le bir dış gezegenin veya Ay'ın yere göre simetrik olduğu ( uzanımı 180° ) konum.
katı açı : Uzay açı. Bir gök cisminin radyan kare = steradyan biriminde gök yüzünde kapladığı alan.
kavuşma konumu : Güneş ile herhangi bir gezegenin, Güneş ile Ay'ın Yer' e göre aynı hizada ve aynı yanda ( uzanım 0° )bulunduğu konum.
kızarma : ( kızıllaşma ) Bir ortamdan geçen ışınımın mavi dalga boylarının daha çok soğurulması sonucu, olduğundan daha kırmızı görünmesi.
koç noktası : Bakınız İlkbahar noktası.
kozmik ışınlar : Uzayda çok yüksek enerjilerle hareket eden parçacıklar. Çoğu Güneş Sisteminin dışından gelmektedir. Düşük enerjili olanlar Güneş patlamalarıyla oluşur.
kozmoz : Evren.
kozmogoni : (acun-doğum) Evrenin yaradılışını inceleyen bilim.
kozmoloji : (acun-bilim) Evrenin yapısını ve gelişimini inceleyen bilim.
kutup ışıması : Kutuplar bölgesinde görülen yaygın ve donuk atmosferik ışıma. Atmosferik atom ve moleküllerin bu bölgelerde yoğunlaşan manyetosferin hızlandırdığı yüklü parçacıklarla uyarılması sonucu oluşmaktadır.
kutup yıldızı : Küçükayı'nın en parlak yıldızı.
kuyruklu yıldız : Zaman zaman çok kısa bir süre gökyüzünde görülen, parlakça, bulutumsu yapıda, bir başı, bir yada birkaç kuyruğu olan gökcismi.
küçük gezegen : Bakınız asteroid.
küresel aberasyon : Küresel sapınç. Mercek ve aynaların çeşitli bölgelerinin farklı odak uzaklığına sahip olması sonucu ortaya çıkan optik hata.
küresel küme : Çok sayıda yıldızdan oluşan küre dağılımlı yıldız topluluğu. Bu tür kümelerde yıldız sayısı merkeze doğru artar.
küresel üçgen : Bir küre üzerinde birbirini ikişer ikişer kesen üç büyük dairenin meydana getirdiği üçgen.
kütlesel çekim : Doğanın temel kuvvetlerinden biri, tüm maddeler arasında var olan bir kuvvet. Bu kuvvet manyetik, elektriksel, elektromanyetik ve çekirdek içinde etkin olan nükleer kuvvetlerden daha zayıf olup, maddenin iç yapısında rol oynamaz. İki cismin kütleleriyle doğru aralarındaki uzaklığın karesiyle ters orantılıdır.
mercek : Küresel yüzeyli, saydam cam parçası.
mercekli teleskop : Objektifi mercek olan teleskop.
meteor : Gezegenler arasında dolaşan taş parçacıklarından her biri (Yere düşenlere göktaşı denir).
meteor krateri : Bir meteorun bir yüzeye düşmesiyle oluşan krater.
milâdî tarih : İsa'nın doğumunun yaklaşık olarak dördüncü yılını başlangıç olarak kabul alan yılların belirttiği tarih. Yıl uzunlukları Gregoryan takvimi kurallarına göre hesaplanır.
mutlak kadir : Bir yıldızın 10 pc (parsek) uzaklığa indirgenmiş parlaklığı. Mutlak parlaklık.
mutlak sıfır : 0°K veya -273 °C' ye karşılık gelen sıcaklık. Sıcaklığı mutlak sıfır olan bir madde ışınım yapamaz.
nadir : Bakınız ayakucu.
nova : Parlaklığı birdenbire artan (10-13 kadir) ve maksimuma ulaştıktan sonra parlaklığı yavaş yavaş azalan değişen yıldız.
nükleer enerji : Nükleer reaksiyonlardan (fisyon ve füzyon) salınan enerji, çekirdek enerjisi.
olbers paradoksu : Sonsuz uzayda sonsuz sayıda yıldız düzgün dağılmışsa gece gökyüzü bir yıldız yüzeyi kadar parlak olmalı. Bu durumun gözlenen gökyüzüyle uyuşmaması.
odak uzaklığı : Bir optik düzenekte ayna veya mercekle görüntünün oluştuğu odak noktası arasındaki uzaklık.
oort bulutu : Plüton yörüngesinin çok dışında Güneş sisteminin oluşumuyla ilgili onu saran ve kuyruklu yıldız çekirdeklerinden oluşan bulut veya kuşak.
optik ağ : Birbirine paralel ve eşit aralıklı ince tellerden veya cam levha üzerine kazılmış çizgilerden oluşturulan düzenek. Optik ağla tayf oluşturulur. Teleskoplara bağlanarak kullanılır.
optik derinlik : Bir madde katmanı içinden geçen ışığın soğurulma oranını veren büyüklük.
öğlen çemberi : (meridyen) Bir gözlemcinin başucundan, göğün güney ve kuzey kutuplarından geçen büyük çember.
öz hareket : Bir yıldızın gökyüzünde bir yılda yaptığı açısal yer değiştirme.
parlaklık : Bir ışık kaynağının verdiği ışığını alıcı (göz, fotoğraf plağı) üzerinde yaptığı etki.
parsek : Yer-Güneş uzaklığını bir açı saniyelik açıyla dik gören uzaklık. Paralaksı bir yay saniyesi olan bir yıldızın uzaklığı 1pc=3,26 ı.y. =206265 GB.
plazma : Atomları kısmen veya tamamen iyonlaşmış, yüksek basınçla sıkıştırılmış gaz.
pulsar : (atarca) Yaptığı radyo ışınımı yeğinliğinde yürek atışına benzer değişimler görülen radyo kaynaklarına verilen ad. Atış dönemleri milisaniye mertebesindedir ve çok kararlıdırlar.
radyo ışınımı : Dalga boyu 1 cm'den büyük elektromanyetik dalgalar
radyal hız : (dikine hız) Herhangi bir gökcisminin uzay hızının, yada bir çift yıldızın dolanma hızının bakış doğrultusundaki bileşeni. Bu hız diğer bir anlamda bize yaklaşma yada bizden uzaklaşma hızıdır.
radyoaktiflik : Kararsız bazı atom çekirdeklerinin ışınım yaparak bozunması. Bu bozunma sonunda alfa parçacıkları, beta ışınları, gamma ışınları yayılır.
radyo teleskop : Gökcisimlerinin yaydığı radyo ışınımını gözlemek amacıyla geliştirilen teleskop.
rektesansiyon : Bakınız sağ açıklık.
renk : Işık dalgalarının gözde (veya başka alıcıda) dalga boyuna bağlı olarak oluşturduğu duyum. Bir yıldızın rengi sıcaklığının bir fonksiyonudur.
renk artığı : Yıldızın görünür rengi ile gerçek rengi arasındaki fark. Yıldızın mavi ışığı yıldızlar arası madde tarafından daha çok soğurulduğu için daha soğuk ve daha kırmızımsı görünür.
radyo galaksi : Güçlü manyetik alanlar nedeniyle çok fazla radyo ışınımı yapan galaksiler. Optik bölgede görünen galaksinin iki yanında simetrik iki radyo kaynağı olarak gözlenirler.
renk ölçeği : Bir yıldızın iki farklı dalga boyunda ölçülen parlaklıklarının farkı. Bu fark yıldızın renginin ve sıcaklığının ölçüsüdür.
renk sapıncı : Bir merceğin odak noktasının gelen ışığın rengine bağlı olması nedeniyle görüntünün renkli halkalar şeklinde görülmesi.
saat açısı : Bir yıldızın saat dairesinin, gözlem yeri meridyeninden saat yönünde ölçülen açısal uzaklığı.
sağ açıklık : Rektesansiyon. Gökyüzünde bir noktadan geçen boylam dairesinin, gök ekvatorunu kestiği noktanın ilkbahar noktasına açısal uzaklığı.
samanyolu : Gök küreyi bir büyük daire boyunca saran milyarlarca yıldız ve gaz bulutundan oluşmuş donuk ışıklı kuşak. Güneş sisteminin de içinde bulunduğu galaksi.
salt parlaklık : Mutlak parlaklık. Bir yıldızın Güneş' ten 10 pc uzaklığa indirgenmiş parlaklığı.
sera etkisi : Bir gezegen atmosferinin dışarı giden kırmızı öte ışınları tutması sonucu yüzey sıcaklığının artması olayı.
sönümleme : Işığın bir gaz bulutundan geçerken daha çok soğurulma nedeniyle zayıflaması.
spektroskop : Tayf ölçer. Bir ışık kaynağının tayfını oluşturmak ve kaydetmek için kullanılan alet.
spektrum : Bakınız ışınım tayfı.
süpernova : (üst-nova) Parlaklığı birden bire 19 kadir yöresinde değişerek parlayan değişen yıldız türü.
sürekli tayf : Salma ve soğurma çizgileri bulunmayan ışınım tayfı. Böyle bir tayfı, sıcak bir katı, sıvı yada yüksek basınç altındaki gaz verir.
Takım yıldız : Gökyüzünde rasgele serpilmiş yıldızların oluşturduğu yapay bölgeler. Eskiden gökyüzünün değişik bölgeleri hayvanlara ve eşyalara benzetilmiş, böylece gökyüzü 88 takım yıldıza ayrılmıştır.
tan olayı : Güneş, ufkun altında iken havanın yarı aydınlık olması durumu. Gün ağarması ve gün kararması olaylarının ortak adı.
tayf : Bakınız ışınım tayfı.
tayf çeker : (spektrograf) Bir ışık kaynağından gelen ışınımı dalga boylarına ayırarak kaydedebilen düzenek. teleskoplara bağlı olarak kullanılır.
teğetsel hız : Bir yıldızın uzay hızının, bakış doğrultusuna dik yöndeki bileşeni.
ufuk : Bakınız çevren.
uzanım açısı : (uzanım) Bir gök cisminin gökyüzünde Güneş'e olan açısal uzaklığı.
uzay hızı : Bir cismin uzay içinde saniyede aldığı yol.
üst geçiş : Yıldızların meridyenden en büyük yükseklikteki geçişi.
üst kavuşum : İç gezegenlerin Yer-Güneş-Gezegen olmak üzere bir doğrultuya gelmeleri.
üst-nova : Bakınız süpernova.
van Allen kuşakları : Yerin manyetik alanının Güneş tarafından fırlatılan yüklü ve kozmik parçacıkları yakalaması ile meydana gelen ışınım kuşağı.
yansıtmalı teleskop : Bakınız aynalı teleskop.
yapay uydu : İnsanlar tarafından yapılarak bir gök cismi çevresinde yörüngeye oturtulan cisim.
yeniay : Bakınız hilal.
yer benzeri gezegen : Dış yapıları, büyüklük ve kütleleri yere benzeyen gezegenlerden her biri.
yıl : Güneşin görünen yıllık hareketinde seçilen herhangi bir noktaya göre art arda iki geçişi arasındaki zaman.
yıldız günü : Bir yıldızın meridyenden art arda iki geçişi arasındaki zaman.
yıldız kataloğu : Yıldızları herhangi bir sırada düzenleyip, onlara ilişkin değerleri veren, cetvelleri toplayan kitap.
yıldız kümesi : Uzayda bir araya gelmiş yıldız topluluğu.
yıldızlar arası madde : Yıldızlar arasındaki uzaya dağılmış olan gaz, toz gibi maddelerin tümü.
yıldız zamanı : Güneş yerine İlkbahar noktasına bağlı olan zaman. Burada birim bir yıldız günüdür.
yörünge : Bir gökcisminin hareketi boyunca uzayda çizdiği yol.
yörünge düzlemi : Yörüngenin daire, elips, hiperbol, parabol gibi bir düzlem çizgisi olması halinde belirttiği düzlem.
yükseklik : Bir yıldızın veya bir gök cisminin, ufuk düzleminden yukarı doğru açısal uzaklığı.
zaman : Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. Güneş ve yıldızların meridyene göre açısal uzaklığına karşılık bir ölçü.
zenith uzaklığı : Gökyüzünde bir noktanın başucu noktasına açısal uzaklığı.
zodyak : (burçlar kuşağı) Gökküresinde, ekliptiğin geçtiği ve üzerinde 12 burcun eşit aralıklarla dağıldığı kuşak.
zodyak ışığı : (burçlar ışığı) Burçlar kuşağı boyunca uzanan yaygın ışık şeridi.
ziç : İslam astronomlarının hazırladığı, astronomi bilgileriyle beraber gözlem çizelgelerini içeren almanak türü kitap.

fizik sabitleri >>

Boşluğun karakteristik empedansı Zo 376,730313461 Ω
Boşluğun permeabilitesi µo 4π × 10-7 N / A212,566370614 × 10-7 N / A2
Boşluğun permitivitesi (1 / µoc2) εo 8,854187817 × 10-12 F / m
Dirac sabiti ħ , (h bar) 1,054571596 × 10-34 J s6,58211889 × 10-16 eV s
Elektrik sabiti εo 8,854187817 × 10-12 F / m
Fermi sabiti 1,4 × 10-50 J / m3
Manyetik sabit µo 4π × 10-7 N / A212,566370614 × 10-7 N / A2
Planck kütlesi {(ħc / G)1/2} mP 2,17644 × 10-8 kg1,22892 x 1019 GeV
Planck sabiti (h) h 6,62606896 × 10-34 J s4,13566733 x 10-15 eV s
Planck sabiti (h / 2π) ħ , (h bar) 1,054571628 × 10-34 J s6,58211889 × 10-16 eV s
Planck uzunluğu {ħ / mPc = (ħG / c3)1/2} lP 1,616252 × 10-35 m
Planck zamanı {lP / c = (ħG / c5)1/2}

atom(nukleer) sabitler>>Elektron-proton kütle oranı, Thomson karşıt parçası, Protonun manyetik momenti, ........

Bohr çapı ao 5,291772083 × 10-11 m
Döteron-elektron istirahat kütle oranı md / me 3670,483014
Döteron-elektron manyetik moment oranı µd / µe 0,4664345460 × 10-3
Döteron-proton istirahat kütle oranı md / mp 1,999007496
Döteron-proton manyetik moment oranı µd / µp 0,3070122035
Döteronun istirahat kütlesi md 3,3435860 × 10-27 kg2,013553214 u
1875,61339 MeV / c2
Döteronun manyetik momenti µd 0,43307375 × 10-26 J / T0,4669754479 × 10-3 µB
0,857438230 µN
Döteronun molar kütlesi Md 2,013553214 u
Elektron-α kütle oranı me / mα 1,3709335611 × 10-4
Elektron-döteron kütle oranı me / md 2,7244371170 × 10-4
Elektron-döteron manyetik moment oranı µe / µd -2143.923498
Elektron-heliyon (kalkanlı) manyetik moment oranı (gaz, küre, 25 °C) µe / µ'h 864,058255
Elektron-müon kütle oranı me / mµ 4,83633210 × 10-3
Elektron-müon manyetik moment oranı µe / µµ 206,7669720
Elektron-nötron kütle oranı me / mn 5,438673462 × 10-4
Elektron-nötron manyetik moment oranı µe / µn 960,92050
Elektron-proton kütle oranı me / mp 5,446170232 × 10-4
Elektron-proton manyetik moment oranı µe / µp -658,2106875
Elektron-proton (kalkanlı) manyetik moment oranı (H2O, küre, 25 °C) µe / µ'p -658,2275954
Elektron-tau kütle oranı me / mτ 2,87555 × 10-4
Elektron şarjı e ,  e / h 1,602176462 × 10-19 C2,417989491 × 1014 A / J
Elektronun Compton dalga boyu λc 2,426310215 × 10-12 m
Elektronun g-faktörü ge -2,0023193043737
Elektronun jiromanyetik (manyetojirik) oranı γe ,  γe / 2π 1.760859794 × 1011 / s T28024.9540 MHz / T
Elektronun kütlesi me 9,10938215 × 10-31 kg5,485799110 × 10-4 u
0,510998902 MeV
Elektronun manyetik moment anomalisi ae 1,1596521869 × 10-3
Elektronun manyetik momenti µe ,  µe / µ,  µe / µN -928,476362 × 10-26 J / T -1,0011596521869
-1838,2819660
Elektronun molar kütlesi M(e),  Me 5,485799110 × 10-7 kg / mol
Elektronun şarj-kütle bölümü -e / me -1,758820174 × 1011 C / kg
Hartree enerjisi Eh 4,35974417 × 10-18 J27,2113845 eV
2625,5 kJ / mol
627,509391 kcal / mol
2 Rydberg
Hassas yapı sabiti α 7,297352533 × 10-3
Klasik elektron çapı re 2,817940285 × 10-15 m
Müon-elektron kütle oranı mµ / me 206,7682657
Müon-nötron kütle oranı mµ / mn 0,1124545079
Müon-proton kütle oranı mµ / mp 0,1126095173
Müon-proton manyetik moment oranı µµ / µp -3,18334539
Müon-tau kütle oranı mµ / mτ 5,94572 × 10-2
Müonun Compton dalga boyu λC 11,73444197 × 10-15 m
Müonun g-faktörü gµ -2,0023318320
Müonun kütlesi mµ 1,88353109 × 10-28 kg0,1134289168 u
105,6583568 MeV
Müonun manyetik moment anomalisi aµ 1,16591602 × 10-3
Müonun manyetik momenti µµ  ,  µµ / µ,  µµ / µN -4,49044813 × 10-26 J / T-4,84197085 × 10-3
-8,89059770
Müonun molar kütlesi M(µ) ,  Mµ 0,1134289168 × 10-3 kg / mol
Nötron-elektron kütle oranı mn / me 1,8386836550
Nötron-elektron manyetik moment oranı µn / µe 1,04066882 × 10-3
Nötron-müon kütle oranı mn / mµ 8,89248478
Nötron-proton kütle oranı mn / mp 1,00137841887
Nötron-proton manyetik moment oranı µn / µp -0,68497934
Nötron-proton (kalkanlı) manyetik moment oranı (H2O, küre, 25 °C) µn / µ'p -0,68499694
Nötron-tau kütle oranı mn / mτ 0,528722
Nötronun Compton dalga boyu (h / mnc) λC,n 1,319590898 × 10-15 m
Nötronun g-faktörü (2µn / µN) gn -3,82608545
Nötronun jiromanyetik (manyetojirik) oranı (2|µn| / ħ) γ,  γn / 2π 1,83247188 × 108 / s T29,1646958 MHz / T
Nötronun kütlesi mn 1,67492716 × 10-27 kg1,00866491578 u
1,50534946 × 10-10 J
Nötronun manyetik momenti µn  ,  µn / µ,  µn / µN -0,96623640 × 10-26 J / T-1,04187563 × 10-3
-1,91304272
Nötronun molar kütlesi (NAmn) M(n) ,  Mn 1,00866491578 × 10-3 kg / mol
Özgül elektron şarjı -e / me -1,758819 × 1011 C / kg
Proton-elektron kütle oranı mp / me 1836,15267247
Proton-müon kütle oranı mp / mµ 8,88024408
Proton-nötron kütle oranı mp / mn 0,99862347855
Proton-nötron  manyetik moment oranı µp / µn -1.45989805
Proton-tau kütle oranı mp / mτ 0,527994
Protonun Compton dalga boyu (h / mpc) λC,p 1,321409847 × 10-15 m
Protonun g-faktörü (2µp / µN) gp 5,585694675
Protonun jiromanyetik (manyetojirik) oranı (2µp / ħ) γp ,  γp / 2π 2,67522212 × 108 / s T42,5774825 MHz / T
Protonun (kalkanlı) jiromanyetik (manyetojirik) oranı {2µp / ħ (H2O, küre, 25 °C)} γ',  γ'p / 2π 2,67515341 × 108 / s T42,5763888 MHz / T
Protonun kütlesi mp 1,672621637 × 10-27 kg1,00727646688 u
1,50327731 × 10-10 J
Protonun manyetik momenti µp ,  µp / µB  ,  µp / µN 1,410606633 × 10-26 J / T1,521032203 × 10-3
2,792847337
Protonun molar kütlesi (NAmp) M(p) ,  Mp 1,00727646688 × 10-3 kg / mol
Protonun (kalkanlı) manyetik momenti (H2O, küre, 25 °C) µ',  µ'p / µB ,  µ'p / µN 1,410570399 × 10-26 J / T1,520993132 × 10-3
2,792775597
Proton'un manyetik momenti (H2O, küre, 25°C) µ'p µ'p / µB  ,  µ'p / µN 1,410570399 × 10-26 J / T1,520993132 × 10-3
2,792775597
Protonun manyetik kalkanlanma düzeltme değeri {1- µ'p / µp (H2O, küre, 25 °C)} σ'p 25,687(15) × 10-6
Protonun şarj-kütle bölümü e/mp 9,57883408 × 107 C / kg
Rydberg sabiti (α2mec / 2h) R, Rhc 1,0973731568525 x 10-7 / m2,17987190 × 10-18 J
13,6056923 eV
Rydberg sabiti Rc 3,289841960361 × 1015 Hz
Sirkülasyonun kuantumu h / 2me  ,  h / me 3,636947516 × 10-4 m2 / s7,273895032 × 10-4 m2 / s
Tau-elektron kütle oranı mτ / me 3,47760
Tau-müon kütle oranı mτ / mµ 16,8188
Tau-nötron kütle oranı mτ / mn 1,89135
Tau-proton kütle oranı mτ / mp 1,89396
Taunun Compton dalga boyu λC 0,69770 × 10-15 m
Taunun kütlesi mτ 3,16788 × 10-27 kg1,90774 u
Taunun molar kütlesi (NAmτ) M(τ) ,  Mτ 1,90774 × 10-3 kg / mol
Ters hassas yapı sabiti 1 / α 137,035999679
Thomson karşıt parçası σe 0.665245854 × 10-28 m2